amerikan pastası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
amerikan pastası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2010 Çarşamba

Beyaz Perdenin Büyüsü: Amerikan Pastası Serisi

İddia ediyorum, Amerikan Pastası filmleri serisinin dünya üzerinde en çok izlendiği yer TSK'ya bağlı kışla ve birliklerdir. Bilhassa da serinin son filmleri. Eğer seriden haberiniz yoksa ben terhis olduğumda 6.sı vardı ve er gazinosu vcd playerında iki akşamda bir oynamaktaydı. İçinde külli miktarda "üniversiteli kız" barındıran ve bu kızların ziyadesiyle çıplak olduğu bir günah serisi. Tabi böyle olunca sevgiye hasret kamuflajlı bedenlerce de tercih edilen bir sinema yapıtı oluyor; olsun da bir şey demiyorum. Bizzat ben kendim bir 5 kere filan izledim "naked mile" adlı 6. filmi. Ha serinin ilk filmleri biliyorsunuz daha bir gençlik komedisiyken, sonradan bunlar bakıyorlar Türk Ordusunda acayip bir talep var, veriyorlar çıplağı ekrana. Az konu, bol çıplak kız; böyle böyle 6. filme kadar geldiler (şimdi baktım, 7.yi de çekmişler)...

Sorun o değil de, bunu izleyen erat sanıyor ki üniversite ortamları gerçekten böyle çıplak kızların ortalıkta koşturduğu bir yer. Buna göre kampüste her gece parti var, bu partilerde kızlar teklif ediyor ve türlü türlü ayıp şeyler yapılıyor. Filmlerde olan bu, askerin inanmak istediği de bu. Sırf bu filmlerdeki üniversite ortamı yüzünden okumadığına pişman olan adamlar var. Ondan sonra da neden muasır medeniyetler seviyesinde değiliz... Neyse...

"Çavuş bu hayatı siz yaşadınız haa..."

Başlarda "yok oğlum öyle değil" diye gerçekleri açıklamaya, mühendislik fakültelerindeki erkek ve kız oranlarını gramaj cinsinden açıklamaya çalıştıysam da beni kaale alan olmadı. Çünkü askerin inanmak istediği o ortam, oranın gerçek olduğu. Sonradan ben de gerçeklerden vazgeçtim zaten. "Oğlum kızlar direk odana geliyor", "ormana bir girsen varya uhuuu, her çalının altında bir faaliyet" gibi ipe sapa gelmez yalanlarla ortamı iyice harladım. Ben yalanı harladıkça erat da çoştu, beni erenlerden belledi, yanımdan yöremden ayrılmaz oldu. Kantine ne zaman girsem bir izzet-i ikram, bir goygoyculuk. Tabi herfiler beni sevdiğinden değil, benim yalan dolan hikayeleri duymak istiyorlar.

"Çavuş şu yılbaşı partisini bi daha anlat hele!"

Evet dostlarım, sevgili izlekler, değerli arkadaşlar; şu an kendimden ne kadar utandığımı bilemezsiniz, ama anlattım. Amerikan pastasında gördüklerimi bizim kampüse uyarlayarak türlü türlü hikaye uydurdum. Benim anlattığım hayali üniversite ortamına göre derse merse girmiyor akşamdan sabaha kadar partilerde çıplak danseden kızlarla oynaşıyorduk. Askerin kafasında bambaşka bir üniversite hayatı oluştu, zaten karışık olan kafaları iyice bulandı. Yalnız, muhtemelen Türk eğitim sistemine de onarılmaz bir darbe vurdum, çünkü kampüs hayatını böyle sanan bu askerler yarın öbür gün çoluk çocuk sahibi olduklarında benim anlattıklarımı esas alıp oğlunu kızını okula yollamayacak, okursa gideceği yer böyle diye düşünecek, öyle ortama çocuk mu gönderilir?

Yarın öbür gün "baba beni okula gönder" kampanyaları neden işe yaramıyor diye merak ederlerse işte bunun müessibi benim ne yazık ki.

aha işte beyle manitalar vardı filmde ama bu giyinik hali...