Yine uzun bir aradan sonra yine karşınızdayız sayın Evde kendimizciler! Neden uzun bir ara oldu pek? Çünkü yazı dizimizin normal seyrinden çıkıp sektörlere yön veren insanları ve onların fikirlerini blogumuza taşımaya karar verdik. Verdik dediğim Mahir Eğilmez'le ben düşündük bunu. Bir gün Bebek'te bir kafede ekonomi üzerine muhabbet ediyorduk. Ekonomi üzerine edilebilecek en zorlu tartışmaydı bu. Hesabı sen mi ödeyeceksin, ben mi ödeyeyim tartışması. Dedim "Mahri valla olmaz, ben ödeyecem". Kızdı bu... "Ulan benim adım Mahfi, Mahfi... Ayrıca ne münasebet. Ben öderim hesabı." diye çıkıştı. "Tamam Mahvi, sen öde. Yeter ki kızma" diye aldım gönlümü. Sonra sordum buna "Ya Mafhi, Reel ekonomi'ye yeni bir soluk lazım. Ne yapsak ki?". Bu dedi "kendi sektöründe lider konumundaki insanları konuk et" diye. "Ulan Mahli, işi biliyon hea" diye omuzlarını kabarttım tabi bunun.
Bu yazımızdaki konuğumuz otoparkçı Hulusi Şengül. Kendisi otopark sektörüne yön verenlerden birisi. Giriyorsunuz otoparka, "Sağ yap sağ sağ sağ! Şimdi öyle gel, gel öyle gel geeel" diyerek yön veriyor.
Şimdi röpörtajımıza geçelim:
- Hulusi Bey bu işe nasıl girdiniz?
- Peder bey yazları boş durmayayım, hem iki para kazanayım diye bizim mahalledeki otoparkçı Mustafa Abi'nin yanına verirdi beni. Öyle girdik işte.
(gülüşmeler...)
- Peki nasıl bu kadar yükseldiniz?
- İki sene sonra Mustafa Abi'yi bıçakladım. Adam üstüme fazla gelmeye başladı. Görev tanımında olmayan görevler yüklemeye başladı üstüme. Kurumsal bir işletmeye yakışmayan hareketlerdi. Ben de kariyer planım doğrultusunda bıçakladım kendisini. Namımız yayıldı tabi o genç yaşta. Reşit olmadığım için biraz yattım çıktım. Sonra yürüdük işte.
(gerilmeler...)
- 2008 global mali krizini, otopark sektörü çevresinde değerlendirir misiniz?
- Valla zorlu bir dönem oldu. Özellikle toplu taşımaya yönelenler ve otoparka para vermek istemeyen sürücüler yüzünden bir hayli daralma oldu. Amerika'daki mortgage faizlerinin artması da bizi çok etkiledi tabii.
- Bu dönemi atlatmak için ne gibi uygulamalarda bulundunuz?
- Biraz fiyatları kırdık, üyeliği daha cazip hale getirdik. Arabasını yol kenarlarına çekenlerin arabasını çizdik, lastiğini patlattık falan. Böyle uygulamalar işte.
(gülüşmeler...)
- Peki sektördeki ve sektöre girmek isteyen gençlere neler tavsiye edersiniz?
- Ayaklarını denk alsınlar! Benim işimi bozanın yuvasın bozarım. Kimin müşterisini çalıyonuz lan siz! Adamın .mına gorum valla
- Hulusi Bey, ayıp olmuyor mu?
- Ne ayıbı lan godoş? Kimin ekmeğiyle oynuyonuz lan siz? Adamın asabını bozmayın. Valla bi çakarım, bi de yerden yersn alimallah.
(itişmeler...)
- Hulusi Bey vurmayın...
(kaçışmalar...)
fotoğraf: Mahvi
Reel ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Reel ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Ekim 2009 Salı
17 Ağustos 2009 Pazartesi
Reel ekonomi 007: Bi' milyon!
Ekonominin dalağını yaran yazı dizimizle tekrar sizlerle beraberiz sayın Evde kendimiz'ciler. Bu bölümde Beşiktaş'tan Üsküdar'a motorla geçince karşınıza çıkan "1 liraya garip garip şeyler" satan abilerimizi inceledik.
Konuyla ilgili kapsamlı bir araştırma yapmak için önce bizim Mahvi Eğilmez'e gittik. "Mahpi bi el at lan! Şu dayıların sektör ne durumda?" dedik. "Aga Ekodiyalog'un çekimi var. Yetişmem lazım. ayrıca adım Mahfi ulan, Mahfi!" diyerek kaçtı. Arkasından "Ulan üç kişinin yaptığı konuşmaya diyalog denir mi? Ekotriolog olması lazım!" diye bağırdık biz de.
Mahfi'den hayır gelmeyince gidip IMF başkanı Dominique Strauss-Kahn ile görüştük. "Sayın Kahn, Oliver Kahn ile bir akrabalığınız var mı?" sorumuza "3. göbekten kuzenim oluyormuş. Benim dedemin halasıyla, onun amcasının bacanağı ilginç insanlarmış" diye cevap verdi. Üsküdar'daki bir milyoncuları sorduk. Konuyla ilgili kendisine gelecek raporları beklediğini belirtti.

Sektörün daralma veya büyümesiyle ilgili çok fazla veriye ulaşamadık. Sadece sektörün tecrübeli ismi Hayri Kırılmaz ile yaptığımız söyleşiden bazı verilere ulaştık. Hayri Bey "Sektör krizden çok etkilendi. Özellikle Amerika'daki mortgage faizlerinin artması bizim de küçülmemize neden oldu. Özellikle 2008'in son çeyreği ve 2009'un ilk çeyreği çok zorlandık. 2009'un son çeyreğinde bir artış bekliyoruz." diye konuştu. "Ya Hayri abi, o elindeki şeyden alan oluyo mu harbiden?" diye sorduğumuzda gözlerinin dolduğunu saklamakta güçlük çekti.
Bir Reel ekonomi'nin daha sonuna geldik. "Reel ekonomi bitti abi. Depik sürekli kendini tekrarlıyo" diyen varsa teessüf ederim.
fotoğraf: depik (the original)
Konuyla ilgili kapsamlı bir araştırma yapmak için önce bizim Mahvi Eğilmez'e gittik. "Mahpi bi el at lan! Şu dayıların sektör ne durumda?" dedik. "Aga Ekodiyalog'un çekimi var. Yetişmem lazım. ayrıca adım Mahfi ulan, Mahfi!" diyerek kaçtı. Arkasından "Ulan üç kişinin yaptığı konuşmaya diyalog denir mi? Ekotriolog olması lazım!" diye bağırdık biz de.
Mahfi'den hayır gelmeyince gidip IMF başkanı Dominique Strauss-Kahn ile görüştük. "Sayın Kahn, Oliver Kahn ile bir akrabalığınız var mı?" sorumuza "3. göbekten kuzenim oluyormuş. Benim dedemin halasıyla, onun amcasının bacanağı ilginç insanlarmış" diye cevap verdi. Üsküdar'daki bir milyoncuları sorduk. Konuyla ilgili kendisine gelecek raporları beklediğini belirtti.

Sektörün daralma veya büyümesiyle ilgili çok fazla veriye ulaşamadık. Sadece sektörün tecrübeli ismi Hayri Kırılmaz ile yaptığımız söyleşiden bazı verilere ulaştık. Hayri Bey "Sektör krizden çok etkilendi. Özellikle Amerika'daki mortgage faizlerinin artması bizim de küçülmemize neden oldu. Özellikle 2008'in son çeyreği ve 2009'un ilk çeyreği çok zorlandık. 2009'un son çeyreğinde bir artış bekliyoruz." diye konuştu. "Ya Hayri abi, o elindeki şeyden alan oluyo mu harbiden?" diye sorduğumuzda gözlerinin dolduğunu saklamakta güçlük çekti.
Bir Reel ekonomi'nin daha sonuna geldik. "Reel ekonomi bitti abi. Depik sürekli kendini tekrarlıyo" diyen varsa teessüf ederim.
fotoğraf: depik (the original)
14 Temmuz 2009 Salı
Reel ekonomi ses getirdi!
Büyük emeklerle hazırladığımız Reel ekonomi köşemiz etkisini göstermeye başladı sayın Evde Kendimizciler. Koskoca Wall Street Journal blogumuza reklam verdi. Para falan da vermediler ama reklamları çıkıyor sol yanımızda. Tabi böyle ciddi bir ekonomi blogunu kaçırmak istemediler, akıllı adamlar.
12 Temmuz 2009 Pazar
Reel ekonomi 006: Mahalle Bakkalı
Evet Evde Kendimizciler! Yaklaşık 2 aylık bir aradan sonra bir Reel ekonomi köşesiyle daha birlikteyiz. Bu uzun aranın sebebi ise tünelin sonunda gördüğümüz ışığın ne olduğunu anlayamamamızdı. Kemal vardı yanımda, ona sordum. Dedim "Kemal o ışık ne lan?". "Abi ya tünelin sonu, ya da karşıdan tır geliyo... Gaç lan gaç!" diye bağırınca kendimi yolun kenarına zor attım.
Bunun üzerine deynekçileri araştırayım dedim. Çok iyi organize olmuşlar, araştıramadım. Kankam Mahfi Eğilmez'e sordum "sen araştırabildin mi lan, Mahvi?" diye. Trip attı bu "Mahfi ulan Mahfi, mahvi değil!" falan dedi. "Tamam Mahpi, ne kızıyon?" dedimse de dinlemedi, gitti.
Bunun üzerine bakkalları araştırdım. Forbes dergisinin yaptığı araştırmaya göre bakkallar çok kazıkçıymış. Forbes'u bu lakayıt tavrından dolayı kınıyoruz. Merkez Bankası'nın verilerine göre 2008 yılında bakkalların %12'si kepenk kapatmış. Sektördeki daralma IMF'ye göre %34,6. Buna sebep olarak ise 2008 hayvani krizi ve bu krize karşı süper indirimler yapan süpermarketler
gösterilmiş. Uyanık bakkallar bile malları bu süpermarketlerden alıp satıyorlarmış. Aslında hak etmiş bu bakkallar da, neyse...
İlk röportajımızı sektörün deneyimli isimlerinden Mustafa Gürlek ile yaptık. Mustafa Bey "2009 çok zor bir yıl oluyor. ilk ve ikinci çeyreklerde çok zorlandık. Ayakta kalmak için eleman çıkarmak zorunda bile kaldık. Ben mesela, bizim Hayri'yi kovdum. Gitmiş berber Şükrü'nün yanına girmiş. Millet saçını kestirecek mecbur, onlara kriz yok" diye konuştu.

Necmi Pirinççi ise "Amerika'daki mortgage faizlerinin artması bizi de çok etkiledi tabii. Kâr marjımızı çok düşürdük. Gayri Safi Milli Hasıla'dan aldığımız pay da çok azaldı. Ayrıyeten makro boyutta düşünürsek, ülkemizin kredibilite notu da etkilendi bu durumdan. Bu da parite ve arbitraj değerlerini çok kötü etkiledi" diye konuştu. "Ezberleyemedin de mi lan?" dedik, "Abi bi günde anca bu kadar oldu" dedi.
Son olarak Veresiye Satan ve amcaoğlu Peşin Satan'a sorduk. Veresiye Satan konuşmak istemedi. Peşin Satan ise mikrofonlarımıza "İsteme benden veresiye, dost kalalım ölesiye" diye konuştu.
Bunun üzerine deynekçileri araştırayım dedim. Çok iyi organize olmuşlar, araştıramadım. Kankam Mahfi Eğilmez'e sordum "sen araştırabildin mi lan, Mahvi?" diye. Trip attı bu "Mahfi ulan Mahfi, mahvi değil!" falan dedi. "Tamam Mahpi, ne kızıyon?" dedimse de dinlemedi, gitti.
Bunun üzerine bakkalları araştırdım. Forbes dergisinin yaptığı araştırmaya göre bakkallar çok kazıkçıymış. Forbes'u bu lakayıt tavrından dolayı kınıyoruz. Merkez Bankası'nın verilerine göre 2008 yılında bakkalların %12'si kepenk kapatmış. Sektördeki daralma IMF'ye göre %34,6. Buna sebep olarak ise 2008 hayvani krizi ve bu krize karşı süper indirimler yapan süpermarketler
gösterilmiş. Uyanık bakkallar bile malları bu süpermarketlerden alıp satıyorlarmış. Aslında hak etmiş bu bakkallar da, neyse...İlk röportajımızı sektörün deneyimli isimlerinden Mustafa Gürlek ile yaptık. Mustafa Bey "2009 çok zor bir yıl oluyor. ilk ve ikinci çeyreklerde çok zorlandık. Ayakta kalmak için eleman çıkarmak zorunda bile kaldık. Ben mesela, bizim Hayri'yi kovdum. Gitmiş berber Şükrü'nün yanına girmiş. Millet saçını kestirecek mecbur, onlara kriz yok" diye konuştu.

Necmi Pirinççi ise "Amerika'daki mortgage faizlerinin artması bizi de çok etkiledi tabii. Kâr marjımızı çok düşürdük. Gayri Safi Milli Hasıla'dan aldığımız pay da çok azaldı. Ayrıyeten makro boyutta düşünürsek, ülkemizin kredibilite notu da etkilendi bu durumdan. Bu da parite ve arbitraj değerlerini çok kötü etkiledi" diye konuştu. "Ezberleyemedin de mi lan?" dedik, "Abi bi günde anca bu kadar oldu" dedi.
Son olarak Veresiye Satan ve amcaoğlu Peşin Satan'a sorduk. Veresiye Satan konuşmak istemedi. Peşin Satan ise mikrofonlarımıza "İsteme benden veresiye, dost kalalım ölesiye" diye konuştu.
23 Mayıs 2009 Cumartesi
Reel Ekonomiye Giriş (Introduction to Reel Ekonomi - La Entrance De Reel Ekonomi)
Ekonomi ile ilgili konuşulurken ya da yazılırken birçok rakam ve terimden bahsedilir. Yok cirosu, yok kârı, yok zilyon yurosu diye kafamızı acıtırlar.
Şimdi size, ekonomi ve piyasadan bahsederken dikkat edilmesi gereken birkaç püf noktası vereceğim.
Cümle içerisinde 'ekonomi' kelimesini yalnız başına kesinlikle kullanmayın. Kesinlikle onu tamamlayıcı ve tanımlayıcı birkaç kelime ile güçlendirin. Bunlardan en bilineni 'reel ekonomi' dir.
'Aga ben bişey bulamadım' diye telaş etmeyin, 'reel' i yapıştırın ekonominin başına.
Kariyer basamaklarını hızla tırmanayım... Aha o ne, bişey gördüm, kariyer hedefi mi lan yoksa...
Bir diğer önemli konu da periyotlarla ilgili. Zaman dilimleri verirken, bunları uzun tutmayın. Yapılan en büyük hatalardan biri periyodun yıl olarak verilmesi.
'2008 yıl ciromuz bilmem ne kadar euro' dediğiniz an, bitersiniz. 'Bu da ekonomiden hiç anlamıyomuş' derler adama.
Ekonomi, günümüzde yıllarla ifade edilemeyecek kadar hızlı değişir. Bunun en basit yolu 'çeyrek' tir. Yılı çeyreklere bölün. 2008'in ilk çeyreği, 3. çeyrek vs, gibi.
Temel kullanıcılar cümle içerisinde bir tane 'çeyrek' kullanabilirler. İleri seviye için, aynı cümlede iki kere 'çeyrek' in nasıl kullanılacağını daha sonra anlatacağım.
Şu da var ki, kesinlikle bir cümle içerisinde 3 kere 'çeyrek' kullanmayın. Bu da bilgi eksikliği nedeni ile 'çeyrek'in arkasına saklandığınız hissi verebilir dinleyiciye. 'Çeyrek', saldırı için kullanılacak bir mızrak değildir. Sizi saldırıdan koruyacak bir mifer de değildir. 'Çeyrek', şovalyenin atıdır. Sizi hedefinize daha hızlı ve net ulaştıracak bir araçtır. Onu düzenli olarak tımar etmeli, yemini suyunu eksik etmemeniz gerekir. Çeyrek candır, çeyrek ekonomistin kurtarıcısıdır.
Gittim ben.....
Şimdi size, ekonomi ve piyasadan bahsederken dikkat edilmesi gereken birkaç püf noktası vereceğim.

Cümle içerisinde 'ekonomi' kelimesini yalnız başına kesinlikle kullanmayın. Kesinlikle onu tamamlayıcı ve tanımlayıcı birkaç kelime ile güçlendirin. Bunlardan en bilineni 'reel ekonomi' dir.
'Aga ben bişey bulamadım' diye telaş etmeyin, 'reel' i yapıştırın ekonominin başına.
Kariyer basamaklarını hızla tırmanayım... Aha o ne, bişey gördüm, kariyer hedefi mi lan yoksa...
Bir diğer önemli konu da periyotlarla ilgili. Zaman dilimleri verirken, bunları uzun tutmayın. Yapılan en büyük hatalardan biri periyodun yıl olarak verilmesi.
'2008 yıl ciromuz bilmem ne kadar euro' dediğiniz an, bitersiniz. 'Bu da ekonomiden hiç anlamıyomuş' derler adama.
Ekonomi, günümüzde yıllarla ifade edilemeyecek kadar hızlı değişir. Bunun en basit yolu 'çeyrek' tir. Yılı çeyreklere bölün. 2008'in ilk çeyreği, 3. çeyrek vs, gibi.
O kadar da çeyrek meyrek diye anlattık, armut gibi bakıyolar hala.
Temel kullanıcılar cümle içerisinde bir tane 'çeyrek' kullanabilirler. İleri seviye için, aynı cümlede iki kere 'çeyrek' in nasıl kullanılacağını daha sonra anlatacağım.
Şu da var ki, kesinlikle bir cümle içerisinde 3 kere 'çeyrek' kullanmayın. Bu da bilgi eksikliği nedeni ile 'çeyrek'in arkasına saklandığınız hissi verebilir dinleyiciye. 'Çeyrek', saldırı için kullanılacak bir mızrak değildir. Sizi saldırıdan koruyacak bir mifer de değildir. 'Çeyrek', şovalyenin atıdır. Sizi hedefinize daha hızlı ve net ulaştıracak bir araçtır. Onu düzenli olarak tımar etmeli, yemini suyunu eksik etmemeniz gerekir. Çeyrek candır, çeyrek ekonomistin kurtarıcısıdır.
Gittim ben.....
yazan:
delimezar
etiketler:
çeyrek,
kariyer basamakları,
kariyer hedefi,
Reel ekonomi
21 Mayıs 2009 Perşembe
Reel ekonomi 005: "Kağıt toplayıcıları"
Sokak ekonomisinde bir numaralı isim "Evde Kendimiz" 2008 hayvanî krizini, ekonomiyi en çok etkileyen meslekler ekseninde ekonomiyi irdelemeye devam ediyor. Verdiğimiz uzun aradan anlayacağınız gibi bu sefer çok ayrıntılı bir araştırma yaptık. Hatta öyle büyük bir çalışmaydı ki, Asaf Savaş Akat, Deniz Gökçe, Mavhi Eğilmez gibi isimlerden yardım aldık. Deniz Bey'le arada futbol muhabbeti yaparken, Mahvi Bey'in ismini bir türlü doğru söyleyemediğimiz için, kendisi bize karşı tavır aldı. Mahri Bey'in bu tavrını anlayamadık.
Kağıt toplayıcılığı zor dönemler yaşıyor. Avrupanın önde gelen ekonomi dergilerinden
Euromoney bu konuyla ilgili ne bir araştırma yapmış ne de bir yazı yayınlamış. O kadar para verdik dergiye boşu boşuna. Komşudan aşırdığımız Capital dergisinde ise bir araştırmanın çarpıcı sonuçlarıyla karşılaştık. Merkez Bankasının verilerine göre kağıt toplama sektörünün baronları, son 6 ayda geçtiğimiz yıllara göre %80 daha fazla kredi çekmiş. Yine aynı dergideki araştırmada belirtildiğine göre Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kağıt toplayıcıların krizden bu yana çok daha fazla çalıştığını belirtmiş. Raporda belirttiklerine göre kamu bütçe dağılımlarındaki oranlar, gayri safi milli hasılayla karşılaştırılınca aradaki uçurum ortaya çıkıyormuş. IMF de sektörde %34,2 lük bir daralma öngörmüş.
Sektörün tecrübeli isimlerinden Davut Hendekli yüzünün göstermemek şartıyla ropörtaj teklifimizi kabul etti. Davut Bey mikrofonlarımıza "Aslında 2008 in ilk yarısında her şey çok güzeldi. Kağıt bol, toplayan azdı. Kriz patlayınca sayımız çok arttı ve yeterli kağıt bulamaz olduk. Millet de tasarruf edeceğim diye kağıtları eskisi kadar atmamaya başladı. Çok kişi çalışınca kağıt fabrikaları da fiyat düşürdü, amımıza koydular!"diye konuştu. Halbuki o kadar güzel başlamıştı.

Sektörün çılgın ve çokyönlü isimlerinden Cevat Gözüaçık, "Valla amerikadaki mortgage faizleri artınca bizim işlerimiz de çok etkilendi. Ben de yan işlerle azalan kârımı kompanse etmeye çalışıyorum. Debo ve botrum demizliyorum." diye konuştu.

Ümit İleri ise "abi ben kağıt toplamıyorum, arkadaş dispansere kardeşini ziyarete girdi. Kardeşi verem miymiş neymiş, arabayı bana emanet etti" diye konuştu. Ümit Bey'i işinden utandığı için kınıyoruz.
Bir Reel ekonomi köşemizin daha sonuna geldik, krizin psikolojik olduğunu tekrar hatırlatarak veda ediyorum sizlere. Kriz bizim kafamızda, teğet geçti o.
(fotoğraflar: İstemihan Talay)
Kağıt toplayıcılığı zor dönemler yaşıyor. Avrupanın önde gelen ekonomi dergilerinden
Euromoney bu konuyla ilgili ne bir araştırma yapmış ne de bir yazı yayınlamış. O kadar para verdik dergiye boşu boşuna. Komşudan aşırdığımız Capital dergisinde ise bir araştırmanın çarpıcı sonuçlarıyla karşılaştık. Merkez Bankasının verilerine göre kağıt toplama sektörünün baronları, son 6 ayda geçtiğimiz yıllara göre %80 daha fazla kredi çekmiş. Yine aynı dergideki araştırmada belirtildiğine göre Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kağıt toplayıcıların krizden bu yana çok daha fazla çalıştığını belirtmiş. Raporda belirttiklerine göre kamu bütçe dağılımlarındaki oranlar, gayri safi milli hasılayla karşılaştırılınca aradaki uçurum ortaya çıkıyormuş. IMF de sektörde %34,2 lük bir daralma öngörmüş.Sektörün tecrübeli isimlerinden Davut Hendekli yüzünün göstermemek şartıyla ropörtaj teklifimizi kabul etti. Davut Bey mikrofonlarımıza "Aslında 2008 in ilk yarısında her şey çok güzeldi. Kağıt bol, toplayan azdı. Kriz patlayınca sayımız çok arttı ve yeterli kağıt bulamaz olduk. Millet de tasarruf edeceğim diye kağıtları eskisi kadar atmamaya başladı. Çok kişi çalışınca kağıt fabrikaları da fiyat düşürdü, amımıza koydular!"diye konuştu. Halbuki o kadar güzel başlamıştı.

Sektörün çılgın ve çokyönlü isimlerinden Cevat Gözüaçık, "Valla amerikadaki mortgage faizleri artınca bizim işlerimiz de çok etkilendi. Ben de yan işlerle azalan kârımı kompanse etmeye çalışıyorum. Debo ve botrum demizliyorum." diye konuştu.

Ümit İleri ise "abi ben kağıt toplamıyorum, arkadaş dispansere kardeşini ziyarete girdi. Kardeşi verem miymiş neymiş, arabayı bana emanet etti" diye konuştu. Ümit Bey'i işinden utandığı için kınıyoruz.
Bir Reel ekonomi köşemizin daha sonuna geldik, krizin psikolojik olduğunu tekrar hatırlatarak veda ediyorum sizlere. Kriz bizim kafamızda, teğet geçti o.
(fotoğraflar: İstemihan Talay)
yazan:
depik
etiketler:
Asaf Savaş Akat,
Deniz Gökçe,
İstemihan Talay,
kağıt toplayıcısı,
Mahfi Eğilmez,
Reel ekonomi
23 Nisan 2009 Perşembe
Reel ekonomi 004: "Sileyim mi abi?"
Uzun süren araştırmalarımızın sonunda yine bir "Reel ekonomi" yazısıyla karşınızdayım efendim. Ekonominin sokaktaki yansımalarıyla karşınızdayım yine. Bugünkü konumuz ise kırmızı ışıklarda arabalarımıza bir gelin arabasıymışcasına atlayan cam siliciler.
2008 ekonomik krizi her sektör gibi silicileri de etkilemiş. Capital dergisinin ayrıntılı araştırmasında sektörde 2008 yılında, 2007 ye göre, değişen pek de bir şey olmamış. Konuyu Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu "Standart&Poor's"a sorduğumuzda "Arkadaşım, biz kredi derecelendirme kuruluşuyuz. Misal Türkiye'nin notu BB den BB-'ye döndü bu ay. Sizin sorduğunuz konunun bizimle alakası yok." cevabını aldık. "Abi ekonomist adamlarsınız, hiç olmazsa biraz anlarsınız" diye ısrar ettiysek de durum değişmedi, Türkiye'nin kredi notunu CB ye düşürdüler. Dünya Bankası'nın verilerine göre ise sektörde istihdam oranında artış, kâr marjında büyük bir düşüş var.
Ekonominin patronlarından sonra sektörün gerçek kahramanlarıyla incelememize devam edelim. Edelim etmesine de, açıkcası nedenini anlamadığımız bir şekilde, çok fazla yetkin isimle görüşemedik bu konuda. Çok fazla konuşmak istemediler bizimle. Sektörde yeni ama umut vaadeden isimlerden Erhan Çakar mikrofonlarımıza şöyle konuştu: "Geçtiğimiz yıllara oranla kâr marjımız gerçekten çok daraldı ama bunu daha çok çalışarak telafi etmeye çalışıyoruz. Amerika'daki mortgage faizlerinin düşmesi bizim işlerde de bir dalgalanma yarattı. Elin gâvurunun ev faizi bizi niye etkiliyor, anlamıyorum amunagoyun"
Sektöre yeni giriş yapan ve farklı tarzıyla göze çarpan Şeyda Güvenci ise "Sektörde bir daralma gördüm ve bir yenilik getirerek bu daralmanın aşılacağını düşündüm ve hızlı bir giriş yaptım. Arabaların üzerine atlamak yerine kibarca hizmet isteyip istemedikleri soruyorum. Kıyafetlerim temiz ve düzgün, mutlaka önlük ve eldiven kullanıyorum. Tecrübesizliğime rağmen başarılıyım diyebilirim. 3 kere falan arabaya alınıp kuytu yerlere götürüldüm." diye konuştu. Şeyda hanımı çok uyandırmadan yanından uzaklaştık.
Ağzından zar zor laf aldığımız, fotoğraflarının çekilmesine ise izin vermeyen bazı tecrübeli isimler, 2009 yılının 4. çeyreğine kadar bir hareketlenme beklemediklerini belirttiler. Bu durumdaki tavsiyeleri mevcut durumu ve yerlerini korumak üzerine.
Bir Reel ekonomi yazısı ile daha karşınızdaydık. Ben depik, ışıklardan bildirdim...
(fotoğraflar: Ara Güler)
2008 ekonomik krizi her sektör gibi silicileri de etkilemiş. Capital dergisinin ayrıntılı araştırmasında sektörde 2008 yılında, 2007 ye göre, değişen pek de bir şey olmamış. Konuyu Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu "Standart&Poor's"a sorduğumuzda "Arkadaşım, biz kredi derecelendirme kuruluşuyuz. Misal Türkiye'nin notu BB den BB-'ye döndü bu ay. Sizin sorduğunuz konunun bizimle alakası yok." cevabını aldık. "Abi ekonomist adamlarsınız, hiç olmazsa biraz anlarsınız" diye ısrar ettiysek de durum değişmedi, Türkiye'nin kredi notunu CB ye düşürdüler. Dünya Bankası'nın verilerine göre ise sektörde istihdam oranında artış, kâr marjında büyük bir düşüş var.

Ekonominin patronlarından sonra sektörün gerçek kahramanlarıyla incelememize devam edelim. Edelim etmesine de, açıkcası nedenini anlamadığımız bir şekilde, çok fazla yetkin isimle görüşemedik bu konuda. Çok fazla konuşmak istemediler bizimle. Sektörde yeni ama umut vaadeden isimlerden Erhan Çakar mikrofonlarımıza şöyle konuştu: "Geçtiğimiz yıllara oranla kâr marjımız gerçekten çok daraldı ama bunu daha çok çalışarak telafi etmeye çalışıyoruz. Amerika'daki mortgage faizlerinin düşmesi bizim işlerde de bir dalgalanma yarattı. Elin gâvurunun ev faizi bizi niye etkiliyor, anlamıyorum amunagoyun"
Sektöre yeni giriş yapan ve farklı tarzıyla göze çarpan Şeyda Güvenci ise "Sektörde bir daralma gördüm ve bir yenilik getirerek bu daralmanın aşılacağını düşündüm ve hızlı bir giriş yaptım. Arabaların üzerine atlamak yerine kibarca hizmet isteyip istemedikleri soruyorum. Kıyafetlerim temiz ve düzgün, mutlaka önlük ve eldiven kullanıyorum. Tecrübesizliğime rağmen başarılıyım diyebilirim. 3 kere falan arabaya alınıp kuytu yerlere götürüldüm." diye konuştu. Şeyda hanımı çok uyandırmadan yanından uzaklaştık.Ağzından zar zor laf aldığımız, fotoğraflarının çekilmesine ise izin vermeyen bazı tecrübeli isimler, 2009 yılının 4. çeyreğine kadar bir hareketlenme beklemediklerini belirttiler. Bu durumdaki tavsiyeleri mevcut durumu ve yerlerini korumak üzerine.
Bir Reel ekonomi yazısı ile daha karşınızdaydık. Ben depik, ışıklardan bildirdim...
(fotoğraflar: Ara Güler)
17 Mart 2009 Salı
Reel ekonomi 003: "Allah rızası için!"
2008-2009 ekonomik kriz sezonunun sokaktaki sektörlere yansımalarına dilenci vatandaşlarımızla devam ediyoruz.
Tüm sektörler gibi dilencilik sektörü de çok etkilenmiş bu krizden. Forbes dergisinin geçtiğimiz ay yayınladığı araştırmasına göre sektörde, bir önceki seneye göre, %0,36'lık bir daralma görülmüş. Bu derece az bir daralma çıkınca Forbes da pişman olmuş tabii, boşu boşuna araştırdık diye.

Durum böyle olunca Kapağnda Resmi var! mahlaslı "evde kendimiz" ekibi olarak biz araştıralım dedik. İlk olarak sektörün deneyimli isimlerinden "Dertli"yle görüştük.
Dertli kriz hakkında şöyle konuştu: " Kriz bizi çok etkilemedi aslında. Amerika'daki Mortgage faizlerinin artması biraz piyasayı olumsuz etkilediyse de, çabuk toparlanmasını bildik. Burada yaratıcılık çok önemli. Yeni kampanyalar ve sürprizlerimizle müşterilerimize sürekli yeniliklerle gidiyoruz ve sonucunu alıyoruz açıkcası. Kâr marjımız biraz düşse de, kampanyaların sağladığı ilgiyle durumu kompanse edebildik"

Hayriye Topalan ise "En az 3 çocuk doğurarak durmadan yolumuza devam ediyoruz. Sonuçta bu yollarda beraber yürüyoruz ve yağmur yağarsa beraber ıslanıyoruz. Bi durum olursa da çocuklarım beni de alıp gidiyorlar. Hamdolsun kömürümüz falan da var. Sonuçta her şey psikolojik..." dedi. "Ne diyon hayriye abla?" dedik, tükürüp kaçtı...

Cevdet Yılmaz ise "Kriz bize iyi geldi abi. Adamdan para istediğimde 'aslan gibi adamsın, elin ayağın tutuyo, adam gibi bi iş bulup çalışsana' derse, 'iş mi var amuğagoyum bu krizde' diyerek üste çıkabiliyorum" şeklinde konuştu.
Bir Reel ekonomi köşemizle daha karşınızdaydık. Esen kalın...
(fotoğraflar: gagıl)
Tüm sektörler gibi dilencilik sektörü de çok etkilenmiş bu krizden. Forbes dergisinin geçtiğimiz ay yayınladığı araştırmasına göre sektörde, bir önceki seneye göre, %0,36'lık bir daralma görülmüş. Bu derece az bir daralma çıkınca Forbes da pişman olmuş tabii, boşu boşuna araştırdık diye.

Durum böyle olunca Kapağnda Resmi var! mahlaslı "evde kendimiz" ekibi olarak biz araştıralım dedik. İlk olarak sektörün deneyimli isimlerinden "Dertli"yle görüştük.
Dertli kriz hakkında şöyle konuştu: " Kriz bizi çok etkilemedi aslında. Amerika'daki Mortgage faizlerinin artması biraz piyasayı olumsuz etkilediyse de, çabuk toparlanmasını bildik. Burada yaratıcılık çok önemli. Yeni kampanyalar ve sürprizlerimizle müşterilerimize sürekli yeniliklerle gidiyoruz ve sonucunu alıyoruz açıkcası. Kâr marjımız biraz düşse de, kampanyaların sağladığı ilgiyle durumu kompanse edebildik"

Hayriye Topalan ise "En az 3 çocuk doğurarak durmadan yolumuza devam ediyoruz. Sonuçta bu yollarda beraber yürüyoruz ve yağmur yağarsa beraber ıslanıyoruz. Bi durum olursa da çocuklarım beni de alıp gidiyorlar. Hamdolsun kömürümüz falan da var. Sonuçta her şey psikolojik..." dedi. "Ne diyon hayriye abla?" dedik, tükürüp kaçtı...

Cevdet Yılmaz ise "Kriz bize iyi geldi abi. Adamdan para istediğimde 'aslan gibi adamsın, elin ayağın tutuyo, adam gibi bi iş bulup çalışsana' derse, 'iş mi var amuğagoyum bu krizde' diyerek üste çıkabiliyorum" şeklinde konuştu.
Bir Reel ekonomi köşemizle daha karşınızdaydık. Esen kalın...
(fotoğraflar: gagıl)
19 Şubat 2009 Perşembe
Reel Ekonomi 002: "Tartıyım abi?"

Sokağın nabzını ölçen Reel ekonomi köşemizde bugün ele alacağımız konu tartıcılık. Kendilerine bu ismi mi veriyorlar bilmiyorum ama mantıklı geldi bana. Tartıcılık sektörü çok değişkenlik gösteriyor sayın okuyucularım. Neye göre büyüyüp neye göre küçüleceği belli değil.
Merkez Bankası'nın kredi faizlerini artırmasından sonra piyasalarda şöyle bir hareketlenme olsa da, uzmanlar yılın ikinci çeyreği için iç açıcı konuşmuyor. Dow Jones endeksinin düşmesi ve Amerika'daki mortgage faizlerinin yükselmesi iyi gelişmeler değil.
Şu an tüm dünyada yaşanan mali kriz sektörü nasıl etkiledi, belli değil açıkcası. Kimine göre millet açlıktan zayıflıyor ve tartılmak hoşuna gidiyor. Kimine göre ise millette tartıcıya verecek para kalmamış, zaten zayıf olunca çok da tartılmaya gerek kalmıyor. Sektörün önde gelenleri bu konuda fikir birliğine varamamış durumda.
Onlardan biri de Hüseyin Kavuncu. Kavuncu, "Tartıyım mı abi?" diye konuştu. Sektörün geleceği hakkındaki fikirlerini sorduğumuz Kavuncu "ya kardeşim, bu sinbo falan var ya, 10 liraya baskül satıyo. herkes almış bi baskül, sıçıp sıçıp tartılıyo" şeklinde sözlerine devam etti ve ekledi "10 liraya tartı mı olur lan". Hüseyin Bey'in liraya uyum sağlaması bizi şaşırttı.
Bunun üzerine konuyu araştırdık ve çarpıcı sonuçlara ulaştık. Çin'in istilası sonucunda piayasada 10 liraya baskül bulunabiliyordu. Bir yapı malzemeleri mağazası çıkışında elinde baskülle yakaladığımız Berk Koç'a sorduk: "Kaç para verdiniz o basküle". Berk Koç'un cevabı düşündürücüydü: "Ben 20 lira verip iyisinden aldım. sonuçta sokakta 20 kere tartılsam vereceğim para bu. Arada kız arkadaşım geliyor eve, o da tartılsa baya kârdayız demektir. Ordan gelen 350 binle elimdeki 100 binliklerden, üç altıyüz çıkarsa, sigarayı öyle alırım. Cebimdeki bozukluklardan da kurtulmuş olurum" diye konuştu.
Bir reel ekonominin de böylece sonuna geldik. Sektör sektör anadolu...
(fotoğraflar: ordan burdan)
11 Şubat 2009 Çarşamba
Reel Ekonomi 001: Bir sektör kan ağlıyor!
"Kapağında Resmi Var sevenler yazı dizisine doyamayacak!" iddiasıyla titretiyorum bünyeleri. Bu sıralar dünyada yaşanan ekonomik kriz vesilesiyle ekonomiye merak saldım. Sektör sektör inceleyeceğim para alemini. İlk inceleme konumuz ayakkabı boyacılığı...
Dünya Bankası'nın verilerine göre 2008'in üçüncü çeyreğinde %13 küçülme olmuş sektörde. Yine Dünya Bankası'nın dediğine göre bir önceki yıla göre sektördeki istihdam %20 azalmış. Dördüncü çeyrekte ise havaların bozması ve artan yağışlarla birlikte %5'lik bir büyüme kaydedilmiş. Fakat küresel ısınma ile azalan yağışlar, özellikle kar yağışının azalması, kâr yağışını da etkilemiş. Önceki senelere göre %4 küçülme söz konusu.
Boya fiyatlarının artmasıyla maliyetleri artan boyacılar, şu anda müşteriyi kaybetmemek
için neredeyse sıfır (rakamla 0) kâra çalışıyorlar.
Nazmi Çıracı 20 yıldır bu sektörde. 1994 ve 2001 krizlerini de yaşayan Çıracı "böyle bir daralmanın yaşanacağını hiç düşünmemiştim. Obama'nın seçilmesiyle mortgage fiyatlarının düşmesini bekliyorum. Bu da eminim ki bize olumlu yansıyacaktır." diye konuştu.

Sektördeki yeni ama gelecek vaat eden isimlerden Seyfi Akarcalı ise "Hükümetten bir önlem paketi ve en az 2 yıllık kalkınma planı bekliyoruz. Başka ne diyecektim abi?" dedi.

Şevket Eryılmaz ise mikrofonlarımıza "Böyle devam ederse 2010'un ilk çeyreğinde sektörde büyük işten çıkarılmalar yaşanacak amına koyum" diye konuştu. Şevket Eryılmaz'ı hayvanlığından dolayı kınıyoruz. Şevket Bey sözlerine "sonuçta kriz bu. millet ayakkabı alamıyor. o ayakkabılar eskiyince daha çok boyaya ihtiyaç duyulacak. O zaman sike sike boyatacaklar amına koyum." diye devam edince kendisiyle röportajı kestik zaten. Fakat bu öngörüsüne de katılmadan edemedik.
Bir sonraki "Reel ekonomi" yazımızda görüşmek üzere. Şevket Bey'in kusuruna bakmayın. Kriz şeyetmiş kendisini, ondan şeyoldu.
(fotoğraflar: arak)
Dünya Bankası'nın verilerine göre 2008'in üçüncü çeyreğinde %13 küçülme olmuş sektörde. Yine Dünya Bankası'nın dediğine göre bir önceki yıla göre sektördeki istihdam %20 azalmış. Dördüncü çeyrekte ise havaların bozması ve artan yağışlarla birlikte %5'lik bir büyüme kaydedilmiş. Fakat küresel ısınma ile azalan yağışlar, özellikle kar yağışının azalması, kâr yağışını da etkilemiş. Önceki senelere göre %4 küçülme söz konusu.
Boya fiyatlarının artmasıyla maliyetleri artan boyacılar, şu anda müşteriyi kaybetmemek
için neredeyse sıfır (rakamla 0) kâra çalışıyorlar.Nazmi Çıracı 20 yıldır bu sektörde. 1994 ve 2001 krizlerini de yaşayan Çıracı "böyle bir daralmanın yaşanacağını hiç düşünmemiştim. Obama'nın seçilmesiyle mortgage fiyatlarının düşmesini bekliyorum. Bu da eminim ki bize olumlu yansıyacaktır." diye konuştu.

Sektördeki yeni ama gelecek vaat eden isimlerden Seyfi Akarcalı ise "Hükümetten bir önlem paketi ve en az 2 yıllık kalkınma planı bekliyoruz. Başka ne diyecektim abi?" dedi.

Şevket Eryılmaz ise mikrofonlarımıza "Böyle devam ederse 2010'un ilk çeyreğinde sektörde büyük işten çıkarılmalar yaşanacak amına koyum" diye konuştu. Şevket Eryılmaz'ı hayvanlığından dolayı kınıyoruz. Şevket Bey sözlerine "sonuçta kriz bu. millet ayakkabı alamıyor. o ayakkabılar eskiyince daha çok boyaya ihtiyaç duyulacak. O zaman sike sike boyatacaklar amına koyum." diye devam edince kendisiyle röportajı kestik zaten. Fakat bu öngörüsüne de katılmadan edemedik.
Bir sonraki "Reel ekonomi" yazımızda görüşmek üzere. Şevket Bey'in kusuruna bakmayın. Kriz şeyetmiş kendisini, ondan şeyoldu.
(fotoğraflar: arak)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




