yüzde yüz futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yüzde yüz futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2012 Salı

Yeter Artık!!!

Nerde o neşeli şen şakrak hop oturup hop kalkan Evdekendimiz yazıları yazarları?

Bu sabah uyandım ve gece Telegol programını kaçırdığımı farkettim. Biz Evdekendimizcileri hayata bağlayan bu programı NetGeoWild, EurosportHD ve Discovery kanal yüzünden dışlamışız aylar, yıllardır. Buydu belki de bizi körelten. Delimezarın timsah kovalamaları, AOE'nin backhand merakı; Marvadamın "şunu kapatın azıcık muhabbet edelimleri", Depikin 2Ghz(Ekici) beyaz peynirleri.

Tabii ki de Gökmen, Ayı Gökmen!!!

14 Nisan 2012 Cumartesi

Evdekendimiz'de Büyük Derbi: BJK-GS

Evvvet sevgili izlekler. Nefesler tutuldu. Gözler kulaklar İnönü'den gelecek gol haberlerine kitlendi. Tabi blog olarak Beşiktaş ve Galatasaray'lı olmamızdan ötürü bu derbinin bizim için ayrı bir önemi var, uzun süredir beraber izleyip küfürleşemesek de.

Biz de hepsi ayrı diyarlarda olan blog yazarlarımıza bu maçı sorduk.

Marvadam: "Ben 2-1 yeneceğimizi düşünüyorum. Sabri'nin golü var. Karnım aç."


AOE: "Hertürlü Beşiktaş alır. 3-1 olur. Avrupa fatihiymiş Galatasaray..."

Onkaplan: "Oncelikle bana bu fırsatı verdiği için AOE'ye sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim. Bilirsiniz ben objektif bi insanımdır. Takım, ırk, din, dil gözetmem bu tip konularda. Bu minvalde nerden baksan 3-0 gibi duruyor skor."

Depik: "Silah altında benim bu tür kritik maçlar konusunda yorum yapmam ne kadar doğru bilemiyorum. Ancak her zaman olduğu gibi Galatasaray şanlı tarihine yeni bir zafer ekleyecektir. Beşiktaş'ı inönü'de yenebilmek bizim için en az UEFA kupası kadar önemli bir başarı. Umarım şansımız yaver gider. 1-0 GS. Komutan çağırıyor."

Delimezar: "Bildiğiniz gibi bu blogda her zaman son sözü ben söylerim. Söze başlamadan önce bilmenizi isterim ki "Avrupa fatihiymiş Galatasaray...." Buna ek olarak depik ve marvadam'ın futboldan ne kadar anladığını yukarıdaki yazılarda görüyorsunuz. ilkyarı sıfır, ikinci yarı 3-1"

Yazarlarımızın yorumarı böyle sevgili dostlar. Gelelim marvadamın kendince yaptığı paint terk çalışmalarına. Kendisi kendi bakış açısıyla bize derbi hakkındaki düşüncelerini ifade etmeye çalışmış.

"Marvadam'ın 11'in katları adlı çalışması."

Saygılar, sevgiler. Hepinizi öptüm.
Evdekendimiz spor müdürü AOE.



2 Aralık 2011 Cuma

Mutluluğun Resmi. Bu da mı gol değil?

Dün yine, önce kanserlerden kanser olduk.
Tam "bu da mı gol değil?" diyecek olduk ki birden zaman durdu Max Payne oynar misali.
Yatırdı kaldırdı, kaldırdı yatırdı, gol be gol dedirtti. En son 100. yıl zamanında bu kadar sevinmiştik herhalde.

"Süreyya Abi: Mutluluğun resmini çizebilir misin Quaresma?"


"Ule ne adamsın Süreyya Abi yav."
"Ehe, ehe"

Onkaplan'ın kalpten gitmemesi ayrıca hepimizi mutlu etti.

30 Temmuz 2010 Cuma

ne bangi campink, ne dirk kuyt paraşütü varsa yoksa rıdvan


bu adam ayaktayken ben anlattıklarının dışına çıkıyorum. önce bir panik oluyor böyle o koca ekranın önüne giderken. böyle koltuğuna yapışıyor kendini kaldırıyor yarım ayaktayken hala laf yetiştitiriyor sonra kalkıp kalkmamak arasında gidip gelirken birden zıplıyor. işte o anda 1-2 saliseliğine seyirciye "aa belden aşşağısı da varmış bunun,hmmm kot giymiş ama ayakkabılar olmamış, lan olm heralde beldan aşağısı var adam senelerce forvet oynadı" hissiyatı yaştıyor.

hemen akabinde biraz seri hareketlerle ekranın önüne geçip belini melini topluyor. önce sıvaz. ekranı sıvazlıyor bol bol.işte buraya kadar hala konuya hakim olan ben bundan sonrasını takip edemiyorum. çünkü hemen ellerini avuç içi vücüduna bakacak şekilde göğsüne yaklaştırıyor. kolları dirseklerden kırıp başlıyor anlatmaya. bir de onun tipik bir ispanya oyun şablonu anlatışı vardır. o eller hiç vaziyeti bozulmadan vücüda 30 derecelik açılar yaparak sağa sola açılır. o böyle "al-ver al-ver" dedikçe benim içim bi hoş oluyor böyle istemsiz bir güç omuzlarımdan tutup beni öne arkaya sarsıyor. o böyle "pas pas pas orta sahada hepsi teknik oyuncular" dedikçe benim omuzlar sağa sola oynuyor, kafam böyle bir o yana bir bu yana savruluyor. o böyle sağ elini açarken sol ayağı,sol elini açarken sağ ayağı öne attıkça ben "ha uşağım ha ha ha" diye şahlanıyorum. başka bir maçtaki örneği verirken ellerini kaldırdıkça ben coşuyorum kollarım kalkıyor başlıyorum tepinmeye, topukları yere vurmaya..

böyle birden koltuk altlarım terliyor. rıdvan bir anda bende hızlı çekime geçiyor. böyle sağ ayak sol el, sol ayak sağ el...gözlerim kararıyor ve kendimi rıdvanın ritmine bırakıyorum...

ta ki güntekin "ama hocam" diye girene kadar. işte o anda benim kollar eylemsizlik momentiyle böyle öne doğru bir salınım yapıp yanlarımda duruyorlar. bende böyle bir boşalma, bir rahatlama oluyor. düğünlerde çılgın atan orta yaşlı amcaların müziğin kesildiği andaki anlamsız alkışlarını yapıp, ayaklarımın üzerinde michael jackson(rahmetle anıyoruz) dönüşü yapıyorum ve az önce oturduğum yerimi arıyorum.hemen cebimden bir mendil çıkarıp anlımı siliyorum. terden sırılsıklam olmuş beyaz düğünlük gömleğimi astıktan yaklaşık bir 2-3 dakika sonra futbola geri dönebiliyorum...

böyledir işte a dostlar. rıdvan benim için böyle bir aktivitedir, enerjidir, andrenalindir. kına gecesidir...