ölmeden önce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölmeden önce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2010 Cumartesi

Öğleden Önce!!!

Bir türlü anlayamadım şu öğleden önce mevzusunu.
Yok öğleden önce okumanız gereken 1001 kitap,
öğleden önce izlemeniz gereken 1001 film,
öğleden önce görmeniz gereken 101 yer,
öğleden önce yemeniz gereken 10001 yemek,
öğleden önce yapmanız gereken 101 şey.
öğleden önce gitmeniz gereken 50 konser...

Nedir arkadaş bu. şimdi biz bunları bu öğleden önce mi yapıcaz? Yoksa genel olarak öğleden önce mi yapıcaz?

Şimdi bu öğleden önceyse ben bunun altında bir şey ararım. Nedir bu acele arkadaş. Marduk mu geliyo öğleden sonra. Ya da sizin bildiğiniz başka bir şey mi var. Aceleye getirip "la goş şu kitabı al, hu filmi izle, la olm yürü şu yemee de yememiz lazım" tadında bir tüketim çılgınlığı mı yoksa. "Bak şimdi bişey çıkarıcam bu öğleden önce parayı vurucaz."

"Yi"
Neyse bunu geçelim. Diğerine gelirsek. Yani genel olarak öğleden önceyse. Bu sabahla öğle arası mı demek. Yani hattızatında gecenin 2 si de öğleden önce. Neyse biz genel kanıya uyarak sabahla öğle arası diyelim.

Gidicek yer konusu tamam sabahtan çıkarız yola gider görürüz. Yolda da yeriz bişeyler. Ohh iki tanesi tamam. Nasıl rahatladım anlatamam. Ondan sonra gittiğimiz yerde kitap okusak falan biraz da muhtemelen 20-30 sayfa okumadan öğlen olur. Neyse artık bi kenara bırakırız kitabımızı falan sonraki günü bekleriz. Yattık kalktık ohhh sanah oldu bikaç bişey daha çıkarsak öğlene kadar aradan tamamdır.

"-Konektikıta da gittik mi kaç oluyo?
-Abi ben gittim di oraya.
-Abi benim de kız arkadaşımın kankasının düğünü var. Ben de gelemem.
-O düğün de mi var gidilecekler listesinde!!"

Tamamı tamam da arkadaş, milletin anası var babası var, gaynı var akrabası var. Zaten çalışan insanın olsa olsa 15-20 gün(henüz bilmiyorum o kadar çalışan insan olamadım) tatili olur. Onu da sizin skim skum öğleden önce atraksiyonlarınıza mı harcıcak yani. İnsan bir lafı derken iki kere düşünmeli arkadaş. Ucu nereye dokunur, ben birini zor durumda bırakır mıyım acaba? Bunları düşüneceksin. (Ben nerden geldim bu konuya).

Aklıma geldi şimdi; öğleden önce yapılan kaç konser var ki şimdi gidesin de listeyi tamamlayasın. Hadi birini Kerem Görsev'le kahvaltıda cazla tamamladık diyelim. Geri kalan 49'u ne olacak. Bu arada Kerem de sabah sabah hiç çekilmez.

"-Müdür kaç film kaldı.
-Ne müdürü be. Ben kızım.
-Nolmuş yani. Kızlar müdür olamaz mı?"

18 Kasım 2009 Çarşamba

Ölmeden önce yapın 003 (zaten öldükten sonra yapamazsınız)

Fark Yaratın!

Fakat öyle "tarzınızla fark yaratın" şeklinde Evde kendimiz mantığına aykırı tavsiyeler vermeyeceğim. Benim söyleyeceklerim bunun tam aksidir ve eğlence garantilidir. Eğer utanma duygularınızı bir kenara atıp söyleyeceklerimi denerseniz acayip eğlenirsiniz. Tabii birkaç tane kafa dengi arkadaş lazım. Her biri tarafımdan denenmiş ve hayatımın en eğlenceli anlarından olmuştur.

Öncelikle kısa bir demeç vereyim. Hani bazı davranışlar vardır, aslında siz de pek sevmezsiniz. Bunları yapanları hiç görmek istemezsiniz. Çünkü onlar gerçektir. Fakat öyle olmadan, öyleymiş gibi yapmak müthiş zevklidir. tabii ki etraftakileri aşırı derecede rahatsız etmekten bahsetmiyorum. Bunu tasvip edemeyiz ama göreceksiniz ki etrafnızdaki bazı burnundan kıl aldırmayanlar sizi kınayacaklardır ama çoğu da sizinle beraber eğlenecektir.

Karda poşetle kayın!
Şimdi çoğumuz zaten yapıyoruz bunu, biliyorum. Fakat benim dediğim öyle sokak arasında değil. Misal gidin Uludağ'a. Herkes ciks ciks kayak takımlarıyla, nezih pistlerde kayarken, çıkarın buzdolabı poşetini, 3-5 kişi oturun üstüne "ahaleeooyy, vahaleeooyy" diye kayın pistten aşağı. Pistin sonunda da öküzlemesine kahkaha atın.

Plajda çizgili pijama ve atlet giyin!

Bunu hemen hemen her plajda yapabilirsiniz ama "solar beach" falan gibi mekanlarda daha etkili olur. Grup olarak denize doğru koşarken "ahaleeooy, vahaleeooy"larınızı eksik etmeyin. Denize girdiğinizde kesinlikle yüzmeyin, sadece çimin. Hatta kendi aranızda ayı şakaları yapın, bir de deve güreşi yapın.

Gözde mekanlarda fark edilin!

Mekan dediysem bir bar, kulüp falan değil. İçeriye almazlar zaten. Taksim veya bağdat caddesi gibi milletin şıkır şıkır gittiği yerlerden birine eskimiş pijama ve terliklerle gidin. Dizleri falan çıkmış olsun böyle. Hatta bacak arası bayağı bir delik olsun, ucundan donunuz görünsün. "ahaleeooy, vahaleeooyy"ları burada yapmayın. Pek anlamsız olur. Sadece şöyle bir yürüyün, kızları falan kesin.

Bunların hepsini yaptım ben. Çok şükür eşlik edecek arkadaşlarım oldu her daim. Fırsat buldukça da geliştirerek devam edeceğim.

Aklıma geldikçe ekleyeceğim, bunun gibi çok şey var. Siz de üretin bir şeyler. İnanılmaz eğlenceli bir durum. Hatta etraftan kınayanlar, rahatsızlık belirtenler falan olursa "bizim eğlenmeye hakkımız yok mu kardeşim? Biz de insanız, hor görmeyin" falan diye durumu ajite edin. Kendi gibi olmayanları hor görenlerle kafa bulmanın en güzel ve en eğlenceli yoludur bu. "Ayy şunlara bak!!" falan diye konuştukça daha da zevk alacaksınız, garanti ediyorum. "Iyyyy kıro!!" falan laflarını hiç kafanıza takmayın. Zaten dediğim gibi çoğu insan da eğlenecek sizinle beraber.

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Ölmeden önce yapın 002 (zaten öldükten sonra yapamazsınız)

(birazdan okuyacağınız yazı yoğun şiddet ve insanlık dışı görüntüler içermektedir)

Taze nane yapraklarını buzla ezip, üzerine taze sıktığunız limonatayı ekleyin. Gün batarken, hayatın tüm koşuşturmasını geride bırakıp şezlongunuza uzanın ve bu güzel karışımı yudumlayın. Hahahhahaha yok lan! Sokakta anne babasıyla yürürken yaramazlık yapan, özellikle bağıran bir çocuğa gelişine okkalı bir tokat atın. Küfür de edebilirsiniz "sus, .............." şeklinde. Hatta babasına dönüp "senin te ........., ne biçim çocuk yetiştiriyon" diye çemkirin.

2-3 saniye sonra kaçmaya başlayın, yoksa çok fena dayak yiyeceksiniz. Bizim amacımız ise işte bu 2-3 saniye boyunca anne babada oluşan şaşkınlığı, ne yapacağını bilememeyi izlemek. Dayak yeseniz de önemli değil zaten, buna değer.

Biliyorum el kadar bebeye vurmak nasıl insanlıktır diye düşünüyorsunuz. Ben de üzülüyorum ama çok merak ediyorum lan bir anne-baba böyle bir duruma ne tepki verir diye.
(Bu çocuğa vurulmaz ama ya. Adam bildiğin İstanbul beyefendisi)

28 Mayıs 2009 Perşembe

Ölmeden önce yapın 001 (zaten öldükten sonra yapamazsınız)

Orda burda paso çıkan şeylerdir bunlar. Üstüne kitap yazan bile var. Yalnız bunların çoğu, belirli imkanlara sahip insanlar tarafından gerçekleştirilemeyecek olan şeyler.

Halkın blogu olarak Evde kendimiz bu konuya eğildi hemen. Herkesin yapabileceği şeyleri sayacağım ben de size.

Başlıyorum. Çok güzel, ulaşılamayacak kadar güzel bir kız gördünüz diyelim. Etrafında pervane olan insanlar var. Tüm alımıyla oturmuş, kendine güveniyle etrafı çatlatıyor falan. Öyle böyle değil... Gidin karşısında durun ve "pardon, burnunuzda sümük var" deyin ve hemen uzaklaşın. Uzak bir yerden de izleyin. Ben daha yapamadım bunu ama acayip merak ediyorum o andaki durumu.

(fotoğraf: mustafa altıpatlar)
(sümük: depik)