22 Nisan 2010 Perşembe

Gotik Olmuş Gidiyorsun

Geçen gün kardeşim geldi, "abi" dedi "senin eski manitayı gördüm kızılayda, gotik olmuş gidiyordu"... Önce şaka yapıyor sandım, inanmadım yıkıldım. Sonra açtım korsan facebook hesabımdan (evet, korsan hesap; arkansaslı chuck norris diye biri bir gün size mesaj atarsa şaşırmayın hanımlar) baktım. Gerçekten de gotik olmuştu, hatta gotik olmakla kalmamış gotiğin önde gideni olmuş, şahı olmuş; bununla da yetinmemiş şahbazı dahi olmuştu.

Vay arkadaş dedim bu yaştan sonra gotik mi olunur, şu makyaja bak hele. Hadi makyajı da geçtim, bir ton da gotiksel şiir yazmış, yazı yazmış; karanlıklar, uçurumlar bilmem bir şeyler... Bir zamanlar beraber Manowar dinlediğim kadın ne hale gelmişti; yaşanmışlıkları hatırladım, hüzünlendim; gittim yamaha orgumun başına oturdum bir yandan şarkımı söyledim, bir yandan ağladım:

gotik olmuş gidiyorsun
bana veda ediyorsun
sorunluyum ben diyorsun
ağlamamak elde değil

kollarında file bezin
neden sustu piercingli dilin
dün thrashçiydin bugün gotik
ağlamamak elde değil

dudağına teller takıp
sulu bira gibi akıp
pudralı yüzüne bakıp bakıp
ağlamamak elde değil

Cengiz ağabeye saygılarla

Kalbimizdesin ağabey... muhabbet ve sevgi ile...


not: ben bu "gotik olmuş gidiyorsun" şarkısının sözlerini başka bir internet sitesinde de yazmış idim; olur da görürseniz vay onkaplan buradan afırtmış diye kınamayın; hakir görmeyin, o da benim...

20 Nisan 2010 Salı

Anam anam: 100'e bir kaldı!


Sayın Evde kendimizciler! Şu anda 99 kişi oldunuz. 100. izlek'e benden çay. Hatta herkese benden çay;

Şakir: Ben istemem!
Depik: Peki... Şakir'e çay yok!
Şakir: Ne demek Şakir?
Depik: Adını mı değiştirdin?
Şakir: Sen bana nasıl Şakir dersin lan kelek?
Depik: Ne diyem? Mesela, Mahmut mu diyem?

100 çay dediğin nedir ki? Pahalı yerde içsen 200 lira. Fakat blog alemine kırgınım bugünlerde. O yüzden pahalı yerde ısmarlamam.

16 Nisan 2010 Cuma

Dün akşam çok pis seksledim (seks yaptım)

Söylemesi ayıp dün akşam çok güzel bir bayanla seks yaptım. Adı da O. idi. O. sarışın mavi gözlü çok güzel bir kadın. Hatta O.'nun önde gideni, bayrak sallayanı. Seksledikten sonra O. ile sarılıp uyuduk. O.'nun ben ta göbeğini öptüm falan.

ACHTUNG!!! Bu, blog alemi üzerine sosyal bir deneydir.

Bu veya buna benzer bir şeyi bir genç kız, bloguna yazarsa seyircisi bir-iki günde 50 ila 100 kişi artar. Şu anda bizim, hepsi saygıdeğer, hepsi elit, hepsi kalburüstü 97 izleyicimiz görünüyor. Onların varlığı bizi memnun ediyor. Hiçbiri başımızdan eksik olmasın. Durun bakalım bir genç erkek yazınca ne olacak.

Benim tahminim; 2 gün içinde 50 izleyiciye düşeriz.

14 Nisan 2010 Çarşamba

Deyim dediğin...

---Biraz Terbiyesizlik İçerir!--
(Sonra "vay ben duymadım, vay beni ikaz etmediler" demeyin!)

Şimdi gidip 72 milletin dilini örfünü inceleyip hepsinin deyimlerine, atasözlerine falan bakmadım tabii ama, bizimki kadar güzel deyim ve atasözleri olan bir millet yok gibi geliyor. Olay sözlerin verdiği ders değil, sözlerin ta kendisi. Kafiyesi olsun, addedildiği varlıklar olsun, kinayesi, göndermesi falan filan olsun, kolay kolay üretilecek sözler değil bunlar.

Misal bir İngiliz vecizesine bakalım: "Fool me once, shame on you; fool me twice, shame on me!". Yani diyor ki, "Hadi beni bir kere kandırdın, ikincide senin ananı s.kerim!". Güzel, ders veren bir söz ama "Tedbirsiz sıçmaya giden, domala domala taş ararmış" kadar güzel mi Allah aşkına? Bu çok daha etkili bir söz, akılda kalıyor. bağdaştırdığı şey delikanlı insanlar için öyle önemli bir şey ki, bu lafı duyan tedbirsiz iş yapmamaya başlıyor. İngilizlere baksan ikinci kere kandırılınca kendisi utanırmış. Nedir ki?

Bu şahane deyimlerin şahaneliği çoğunlukla bel altından bahsetmesinden geçiyor tabii ki. Çünkü bel altı vurucudur! Bel altı akılda kalır. Baya bir araştırdım gavûr deyimlerini falan. Belki onların da vardır böyle bel altı sözleri. Fakat şunun güzelliğine bakın: "Madem yaptın bir hayır, bacaklarını tam ayır!" Bu öyle basit bir söz değil. Öncelikle kafiye mükemmel! Verdiği ders şu: yardım edeceksen, tam yardım edeceksin. Alt metninde de şöyle bir gönderme var: seks hâla kadının erkeğe bir lütfudur! Bu kadar anlamı bir arada bu kadar kısa bir sözle, böyle de kafiyeli bir şekilde vermek kolay mı?

Bir de deyimlerimizdeki hayvana verilen değerden bahsedeceğim. Hayvan üzerinden verilen dersler falan çok. Herkeste vardır. Fakat bizim özelliğimiz hayvana değer verip onu karşımıza alarak konuşmamız, dertlerini sormamızdır. Deveye sorarız; boynun neden eğri? Kurda sorarız; ensen neden kalın? Maymuna sorarız; ne var ne yok, bir ihtiyacın var mı? Her kuş kendi tüyüyle uçar diyor bir İngiliz atasözü. E bir kere de sor o kuşa sen nasıl uçuyorsun, üşüyor musun falan diye. Bu arada yine sözün etkisizliğini görüyoruz. O söz "Her koyun kendi bacağından asılır" şeklinde etkili olur. Ölüm teması var bir kere. İnsanı ürkütüyor, kendine getiriyor.

Bu konuda gâvur ellerinde yaşamış olan Farlimas'ın da görüşünü almak isteriz blogcana. Biz mi dışarıdan duymuyoruz, yoksa gerçekten bu şekil sözleri yok mu diye.

Unutmadan ekleyeyim, bilmiyorsan g.tünün huyunu, içmeyeceksin turşu suyunu!

11 Nisan 2010 Pazar

Gezegenimizi tanıyalım: Hangisi Capon?

Bakalım Capon'u ne kadar tanıyoruz. Anketimizi dolduralım ve bakalım görelim ne kadar tanıyormuşuz. Anketleyelim görelim. (Anketimiz sol yanda)

1 (Bu mu?)

2 (Yoksa bu mu?)


3 (Bu daha capon gibi)


4 (En capon benim. ehe ehe)

Ben Capon'u Gözünden Tanırım!!!
diyenler. Ne duruyorsunuz?