21 Kasım 2009 Cumartesi
Teşekkürler!
Desteğini esirgememe konusunda her zaman bir numara olan, kendi adını taşıyan bloguyla : Bi dost!
Evde kendimiz'in ruh ikizi, kültür bacanağı blogu "Ben bu yaz nerdeydim?"'le: Edward Ander.
Her daim enerjik, her daim "turist!!"
Mühendis bir bakış açısı getiren Teecetveli!
"Paranoyak olmam öyle demek değil bi kere" manasındaki bloguyla: Gülş!
Şarlo'nun kızı bloguyla: Machu Picchu Kaymakamı (ismi yanlış yazdıysam affola)
Bunlar Sitemeter'dan gördüğüme göre bize yönlendirme yapan bloglar. Yarın bir gün sayısal falan çıkarsa kıyak yapacağım insanlar bunlar. Gözden kaçırdıklarımdan da şimdiden özür dilerim.
Evde kendimiz teşekkür eder...
18 Kasım 2009 Çarşamba
Ölmeden önce yapın 003 (zaten öldükten sonra yapamazsınız)
Fakat öyle "tarzınızla fark yaratın" şeklinde Evde kendimiz mantığına aykırı tavsiyeler vermeyeceğim. Benim söyleyeceklerim bunun tam aksidir ve eğlence garantilidir. Eğer utanma duygularınızı bir kenara atıp söyleyeceklerimi denerseniz acayip eğlenirsiniz. Tabii birkaç tane kafa dengi arkadaş lazım. Her biri tarafımdan denenmiş ve hayatımın en eğlenceli anlarından olmuştur.
Öncelikle kısa bir demeç vereyim. Hani bazı davranışlar vardır, aslında siz de pek sevmezsiniz. Bunları yapanları hiç görmek istemezsiniz. Çünkü onlar gerçektir. Fakat öyle olmadan, öyleymiş gibi yapmak müthiş zevklidir. tabii ki etraftakileri aşırı derecede rahatsız etmekten bahsetmiyorum. Bunu tasvip edemeyiz ama göreceksiniz ki etrafnızdaki bazı burnundan kıl aldırmayanlar sizi kınayacaklardır ama çoğu da sizinle beraber eğlenecektir.
Karda poşetle kayın!
Şimdi çoğumuz zaten yapıyoruz bunu, biliyorum. Fakat benim dediğim öyle sokak arasında değil. Misal gidin Uludağ'a. Herkes ciks ciks kayak takımlarıyla, nezih pistlerde kayarken, çıkarın buzdolabı poşetini, 3-5 kişi oturun üstüne "ahaleeooyy, vahaleeooyy" diye kayın pistten aşağı. Pistin sonunda da öküzlemesine kahkaha atın.Plajda çizgili pijama ve atlet giyin!
Bunu hemen hemen her plajda yapabilirsiniz ama "solar beach" falan gibi mekanlarda daha etkili olur. Grup olarak denize doğru koşarken "ahaleeooy, vahaleeooy"larınızı eksik etmeyin. Denize girdiğinizde kesinlikle yüzmeyin, sadece çimin. Hatta kendi aranızda ayı şakaları yapın, bir de deve güreşi yapın.
Gözde mekanlarda fark edilin!
Mekan dediysem bir bar, kulüp falan değil. İçeriye almazlar zaten. Taksim veya bağdat caddesi gibi milletin şıkır şıkır gittiği yerlerden birine eskimiş pijama ve terliklerle gidin. Dizleri falan çıkmış olsun böyle. Hatta bacak arası bayağı bir delik olsun, ucundan donunuz görünsün. "ahaleeooy, vahaleeooyy"ları burada yapmayın. Pek anlamsız olur. Sadece şöyle bir yürüyün, kızları falan kesin.
Bunların hepsini yaptım ben. Çok şükür eşlik edecek arkadaşlarım oldu her daim. Fırsat buldukça da geliştirerek devam edeceğim.
Aklıma geldikçe ekleyeceğim, bunun gibi çok şey var. Siz de üretin bir şeyler. İnanılmaz eğlenceli bir durum. Hatta etraftan kınayanlar, rahatsızlık belirtenler falan olursa "bizim eğlenmeye hakkımız yok mu kardeşim? Biz de insanız, hor görmeyin" falan diye durumu ajite edin. Kendi gibi olmayanları hor görenlerle kafa bulmanın en güzel ve en eğlenceli yoludur bu. "Ayy şunlara bak!!" falan diye konuştukça daha da zevk alacaksınız, garanti ediyorum. "Iyyyy kıro!!" falan laflarını hiç kafanıza takmayın. Zaten dediğim gibi çoğu insan da eğlenecek sizinle beraber.
15 Kasım 2009 Pazar
Post modern türkücü Abraham Sweet
9 Kasım 2009 Pazartesi
Sinemada Reklam İstemiyoruz!
Haydi bakalım. Gelin görün.
3 Kasım 2009 Salı
Çocuk Aklı: Sokaktaki Futbol
Bir erkek çocuğu için, erkekliğe adımları arasında sünnetle askerliği arasında 2 altın basamak vardır. Bunlardan birisi futbol oynamaya başlamasıdır. (Diğerini şimdilik düşünmeyelim.)
Sokakta oynayan çocukla, sokakta top oynayan çocuk arasında Endüstri Devrimi kadar büyük bir sıçrama vardır. Sokakta oynayan çocuk, saklambaç, yerden yüksek, seksek, hatta yeri gelir evcilik gibisinden envai çeşit oyunlarla zamanını geçirir. Bu oyunlar tıpkı birer flash oyun gibidir; basit, öğrenmesi ve uygulaması kolay. Ancak zevk konusunda saman alevi etkisiyle çabuk sıkan bu oyunlar arasında hızlıca alt+tab yapar çocuk beyni.
Gelir düzeyi düşük olan semtlerde bazı çocuklar vardır ki bazıları yukarıda saydığımız hiçbir oyunu oynamadan direkt olarak zımba, simit, uzun eşşek gibi şiddet tabanlı ve gün geçtikçe fizik gücü gereksinimini artıran oyunlarla stajını yaparlar. Unutulmamalı ki dünyada en çaresiz kişi tombul arkadaşının karşı takımda olacağını öğrenen çelimsiz uzun eşşek oyuncusudur. Bu sebeple bu çocuklar bir bakıma acemi birliğini tamamlarlar bu oyunlarla.
Ve asıl konuya geldiğimizde;
1. Yüksek Gelir Düzeyli Sokak Futbolcuları
Bu çocuklar, aslında birer sokak futbolcusundan çok site bahçesi futbolcusudur. Pahalı halı saha ayakkablıları ve bilimum lisanslı klüp ürünleriyle onları tanımanız çok zor olmaz. Futbol kuralları arasında “istop” un varlığından habersizdirler çünkü maçları esnasında araba geçmesi söz konusu değildir.
Bu oyuncular genelde kiloludurlar ve top sürme yetenekleri hakikaten berbattır. Ancak genelleme yaparak bu tarz oyuncuların hepsini çöpe atmamak gerekir. Bunların futbol okullarına kayıt imkanları daha fazla olduğu için en azından profesyonel olup olamayacaklarını görme imkanları vardır. (Ayrıca Kaka Leite de Brezilya’nın en zengin ailelerinden birinin çocuğudur.)
Ne yaparlarsa yapsınlar futbol camiasında sevilmeyeceklerdir. (Kaka hariç, adam babasının eline bakmıyor.)
2. Dar ve Orta Gelir Düzeyli Sokak Futbolcuları
Endüstriyel futbol hakkında hiçbir fikri olmayan, üzerlerinde orijinal olmayıp, spor açısından oldukça elverişsiz sentetik maddelerden yapılmış ürünler olan, en lüks ayakkabıları ligspor ya da sportaç olan (biraz daha orta düzey için lescon da olabilir) çocuklardır. Futbola başlamadan önce zorlu fiziksel koşullar altında çeşitli oyunlar oynayan ve “ekmek arası” adlı bir beslenme rejimini uygulayan bu çocuklar için o üzerlerinde giydikleri alabildiğine adi ürünler hayatlarındaki en önemli şeydir. Bazıları, dayısı ya da amcasının verdiği bir forma yüzünden, o formanın ait olduğu kulübün çok sıkı birer taraftarı olmuşlardır ve yıllar sonra bunu hatırlamayacaklardır bile.
Futbollarındaki en önemli fark bir tarzlarının olmasıdır. Güney Amerika ekolüne yakın bir futbol stilini benimseyip, çok çalımlı bir stili içgüdüsel olarak benimsemek kanlarında vardır. Bu kötü alışkanlıklarından ilk “esnaf halısahasına davet edilen genç” sıfatına sahip olduktan hemen sonra vazgeçeceklerdir. Genel olarak vücut yapıları “kuru ama diri” olarak adlandırılabilir. Çok büyük bir yüzdeyle kara ve kurudurlar, aralarında süsüne meraklı olanlar varsa bunlar imaj olarak Cristiano Ronaldo olma yönünde ilerleyeceklerdir.
2. Grup (dar ve orta gelir düzeyi): B
Evde Kendimiz: “Sence, Türk Sokak Futbolu nereye gidiyor ufaklık?”
A: Ben nereye istiyorsam oraya gidiyor, çünkü top benim!


