Böyle söyleyince daha bi' şey oluyo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Böyle söyleyince daha bi' şey oluyo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Böyle söyleyince daha bi' şey oluyo: Yapmak

Evet sayın Evde kendimizciler. Çok geniş bir tabir oldu bu yapmak sözcüğü ama açıklayacağım.

Geçen gün yine zengin bir insanla konuşuyorum. Şimdi "Vay efendim, ne demek zengin. Neye göre zengin. Her şey para mı?" demeyin. Kız bildiğin zengin işte. Zenginliğin alt sınırı da çok acayip bir şeydir. O başka bir yazı konusu. Maddi konularda uzman kişi AOE'nin el atması lazım. Veya ben bir ara reel ekonomi'de ele alırım konuyu.

Konuyu dağıttık sizin yüzünüzden. Bu zengin arkadaşım laf arasında "Bi ara bi taksim yapalım ya" dedi. "Olur" dedim, "yapalım...". Ben anladım ki elimize kemanıdır, ududur alacağız, türk sanat musikisi eseri icra etmeden evvel kısa bir taksim yapacağız. Ben bunu düşünürken zengin kız ardı ardına önerilerini iletiyordu. "Hatta Taksim'de bi kokoreç yapalım" diye girişti bu sefer de. Kendi kendime düşünüyorum "Ulan bu zengin kız. Ne içün kendisi yapıyor da hazır almıyor. Heralde hobi neyim olarak kokoreç kursuna yazıldı veya kendi kokoreçini kendin yap diye bi dükkan açıldı" diye. Fakat zengin durunamıyordu. "Abi havalar ısınınca bi yazlık yapalım" diye girişti bu seferde. "Yok artık! şimdi de inşaata mı sardı lan bu amaçsızlıktan" falan diye düşünürken kafaya dank etti benim.
Evet sayın izlekler ve diğer okuyucular. Ben de o an çok salak olduğumu düşündüm ama insanın kafa bazen duruyor işte. Hemen tabi olayı sosyolojik olarak inceledim, irdeledim, cincikledim, bızıkladım.

Biz ülke nüfusunun % 95'nin oluşturan dar gelirli, orta gelirli ve orta gelirli ama nerdeyse zengin olacak insanlar olarak bir yerlere gideriz. Gittiğimiz yerlerde bir şeyler yeriz. Eğlenmek için aktivitelerde bulunuruz. Fakat yüksek gelirli veya onların yaşamından ve konuşmasından etkilenen insanlar bunların hepsini tek fiil altında toplar: YAPMAK! Bodrum yaparlar, new york yaparlar, tekila yaparlar, parti yaparlar (bu normal)... Hatta en gıcık olduğum: rakı yaparlar.




<----rakı yapıyorlar---..............---rakı içiyorlar(koçum benim)---->










Bunlar da bakım yapıyor, bira içiyorlar. (Her kesime hitap eden blog yazarları)

1 Mart 2010 Pazartesi

Böyle söyleyince daha bi' şey oluyo: Yaşanmışlık!

"Öyle deme depik, yaşanmışlıklar var..." dedi. Sevgilisinden ayrılmak isteyen, "e ayrıl" deyince de bunları söyleyen bir arkadaşımdı. "o zaman ayrılma" dedim ben de. Aşk doktoru kimliğimle muhteşem tavsiyeler veriyordum kendisine. "...ama olmuyor depik. Şehir üstüme üstüme geliyor..." falan diye anlatıyordu ama benim kafa gitmişti artık.

Hiç yaşanmışlığım olmadı benim. 26 küsür senedir evde mal mal oturmadık heralde. Bir sürü şey yaşadık sonuçta. Fakat bizim yaşadıklarımız bildiğin olay, macera, aşk, yiyişme, kündeye getirip puan almaya çalışma ama alamama gibi şeylerdi. Anamla babam beraber acı-tatlı günler geçirmişlerdi mesela. Aradım babama sordum. "Baba, anamla hiç yaşanmışlığınız var mı?" dedim. "Ya olum 30 küsür senedir acı-tatlı günlerimiz oldu, ama yaşanmışlığımız yok hiç. Hem yaşanmışlık ne lan?" dedi. E emekli devlet memurunun ne yaşanmışlığı olacak zaten.

Kahveci Mehmet Abi'yi aradım sonra. "Ya Mehmet Abi, bizim senle yaşanmışlığımız var mı?" dedim. "Valla bilmiyom, Benim bildiğim bunca yıllık hukukumuzun olduğu" dedi.



<<--bu abi yaşanmışlıklarını da almış gidiyor--------------bu abi ise onca yıllık hukukunu omzuna almış gidiyor-->>

24 Kasım 2009 Salı

Böyle söyleyince daha bi' şey oluyo: Tatmak!

Bu serinin cizleme-krep yazısında arada geçmiş, sonradan yazmayı unutmuşum. Bugün nostalji yapıp eski yazılara bakarken gördüm.

Evet efendim, tatmak! Nedir efendim tatmak? Bir şeyin tadını alacak kadar ağızda gezdirmek falan. kullanım olarak ise tatmak deyince bir tadına bakmak için bir lokma alıp daha fazla yememektir. Zaten bu yazıya konu olanlar kelimeyi o şekilde kullananlar değil.

Konumuz yine bu entel mi desem, beyaz Türkler mi desem, ne desem bilemedim. Aha da o insanlar işte. Bunlar yemenin hayvanca bir şey olduğunu düşündüklerinden midir nedir, yemez içmezler. Boğazda balık tatmaya, Arif Usta'nın kebabını tatmaya, La Bonsuar'daşarap tatmaya giderler. Zannedersin ki balıktan bir lokma, şaraptan bir yudum alıp, "ziyade olsun" dedikten sonra kaçıyorlar. Ha gerçi bunların gittiği yerlerdeki porsiyonlar tadımlık gibi, o ayrı. Hele ki bir de tavsiyeleri yok mu? Bana böyle bir tavsiye verirlerse diyalog şöyle oluyor:

- Ya depikcim, Ortaköy'de Mustafa Abi var. Krepini mutlaka tatmalısın...
+ Ne tadacam lan! Adam gibi Oturur yerim cizlememi.

Belki de gıdanın kendisiyle alakalı. Krep tadılır, cizleme yenir falan...






<-bunlar tadıyor------bu abiler ise yiyor->








Ek dilbilgisi dersi - İşteş fiil: Bir eylemin karşılıklı olarak yapılması. (Örn. atmak-atışmak)


(bu da mutfakta yapılan işteş fiil)

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Böyle söyleyince daha bi' şey oluyo: Dilimlemek

Bu biraz karmaşık bir konu. Bu sefer ayrım sadece insana dayalı değil. Parçalanacak nesneye de bağlı. Aynı nesne bazı ortamlarda "doğranır", bazı ortamlarda "dilimlenir". Misal anneniz doğramanızı, sevgiliniz dilimlemenizi ister. Yapılan iş aynıdır tabii ki.

Aynı şekilde nesne için de değişiklikler arz eder. Misal bir hıyarı ele alın. O hıyar yerine göre değişiklikler gösterebilir. Salata için doğranır, kokteyl için dilimlenir. Fakat bir kivi s.ksen doğranmaz afedersin. Kivi dediğin dilimlenir, yapısı öyle! Egzotik meyve sonuçta. Bir de soğana bakalım. Bunu da ne kadar kibar olursan ol, dilimleyemezsin. Soğan lan bu, doğranır! İsterse Angelina Jolie alsın eline, o da doğrar.

Aslında eylem olarak farklılık taşıyabilir bunlar. Doğramak biraz daha düzensiz bir eylemdir. Dilimlemek ise nizamidir. Bahsettiğim aynı eylemin farklı adlandırılmasıdır.





Bu abla dilimler--->























Bu abla doğrar--->

30 Nisan 2009 Perşembe

Böyle söyleyince daha bi' şey oluyo: Hayata gözlerini yummak

Hepimiz faniyiz bu dünyada. Rabbülalemin bize bu dünyada belli bir süre veriyor ve devamını öte dünyada yaşayacağımızı söylüyor. Yani herkes ölecek arkadaş! İsviçreli bilimadamları ne yaparsa yapsın bu değişmeyecek.

İşte bu göçme sırasında bazılarımız ölüyor, bazılarımız geberiyor, bazılarımız ise hayata gözlerini yumuyor veya son nefesini veriyor. Şimdi bu konudan bahsederken ben kimseyi şey etmek istemem ama durum şöyle: herkes ölmüyor. İnsanın niteliğine göre değişiyor durum. Normal insan ölür, biraz kibarsa vefat eder, kötü bir insan geberir, biraz meşhursa hayata gözlerini yumar. Çünkü yayın organlarında "öldü" demek uygun değildir. Bir de öldü dersen çok vurucu olur. O yüzden biraz hafifleterek "falanca ünlü şarkıcı hayata gözlerini yumdu" dersen sevenleri falan biraz teselli bulur. Böyle söyleyince daha bi' şey oluyo.

(son nefesini verip hayata gözlerini yummuş(combo))

17 Nisan 2009 Cuma

Böyle söyleyince daha bi' şey oluyo: Krep

Üniversite için büyükşehire gelince duydum ben krepi. "Falanca yer şahane krep yapıyo" dediler durdular. "Ulan!" dedim, "ne ola ki bu krep dedikleri?" diye düşündüm durdum. Bu kadar övdüklerine göre pahalıdır da meret diye bir müddet yanaşamadım. Gel zaman git zaman, 2004'te işe girdim. Maaş gibi bir para alınca, dedim fırsat bu firsat şu krepten tadalım. Tatmak da ayrı bir "böyle söyleyince daha bi şey oluyo" konusudur. Neyse, gittim tavuk etli salata falan satan bir yere. Dedim "hancı bana krep getir!".

Krep geldi ne göreyim! Bildiğin cizleme lan! bazı yörelerde gaygana (kaygana), bazı yerlerde akıtma diye geçtiğini bilirim. Neden acaba diye sorguladım ve kendimce buldum nedenini. Böyle söyleyince daha bi şey oluyo da ondan. Adam penne arabiatanın yanına cizleme, akıtma falan yazacak değil ya, krep demiş. Evde yapınca cizleme, dışarda yiyince krep gibi.





<--bu cizleme, akıtma falan-----------malzeme aynı---------- ama bu krep-->






(bu daha samimi gibi)

4 Nisan 2009 Cumartesi

Böyle söyleyince daha bi' şey oluyo: Yudumlamak

Tam adını koyamadım ama daha bir entel gibi, kibar gibi oluyor böyle söyleyince. Misal biz ne yaparız önümüze çay konunca? Çok basit: içeriz! Aynı çayı entel midir, kibar mıdır, duygusal mıdır anlamadığım insan yudumluyor. Yazar kişilerinde böyle daha çok. "Ortaköy'de Güntekin'in nezih kafesinde boğaza bakarak çayımı yudumlarken..." diye girizgâhlar görebilirsiniz yazılarında.

Çayın kendisiyle alakalı olabilir mi acaba? Rize çayı içilir, Lipton yudumlanır gibi. Yok lan!




<-- Bu yudumluyor --------------------çay, aynı çay-----------------------------Bu içiyor-->