25 Mart 2012 Pazar
Ben size hiç bir şey demiyorum
Lan evde kendimiz ekibi! Askerdeyim lan ben! Ne olurdu şuraya iki yazı yazsaydınız? Yazıklar olsun...
26 Şubat 2012 Pazar
İçtimalar arasında...
Sayın Evde kendimiz manyakları! Kırk yılda bir yazı yazılmasına rağmen hala izlekleri artıran güzel insanlar! Hepinizi öpüyorum.
Şimdi efendim, bildiğiniz (öyle tahmin ediyorum) üzere vatani görevini ifa etmek üzere bir süreliğine aranızdan ayrıldım. Yani ayrıldım derken şey olarak yani...
Askerlikten sonra anı anlatmamaya yemin ettiğim için neler yaptığımı kısaca anlatayım. Şu anda memleketin meteorolojik ve stratejik en zor yeri olan Ankara'da askerliğimi yapmaktan dolayı gururluyum. biraz yorucu oluyor ama memleket savunmasına yaptığım katkının gururu bu yorgunluğu fazlasıyla alıyor. Şu anki rütbem Piyade Çavuş. Görevim ise "Komando Revirci". Bölükte rahatsızlanan askerleri türlü tehlikelerden geçirip revire, gerekirse de hastaneye ulaştırıyorum. Yine böyle bir operasyona hazırlık yaparkenki görüntümü paylaşayım sizle.
Görev çok zor olduğundan fiziksel ve ruhsal olarak sürekli en üst seviyede olmam gerekiyor tabi. Bu sebepten dolayı bu görevi herkese vermiyorlar. Komutanımızın söylediği şu sözler size bunu daha iyi açıklar: "Koray! Al şu kartı, bize aşağıdan iki çay getiriver!". Yok, bunu başka zaman söylemişti. Görevle ilgili söyledikleri "Vay efendim benim gibi asker dünyada sayılıymış. Yok bunu bir Van Damme bir de ben yaparmışım. Yok benim dedemin katırları kimsede yokmuş." Dedim beni övme, bana para ver!
Tabi görev türlü riskler içeriyor. En önemlisi hız! Soğuktan boğazları şişmiş veya öksüren bir askerin mümkün olan en yüksek hızdan daha da hızlı bir şekilde revire ulaştırılması gerek. Bu sebepten elimin altına bana tahsis edilmiş bir adet helikopter bulunuyor. Skorsky falan gibi bir ismi vardı, şimdi tam şey yapamadım.
Yine riskli bir görevde başıma gelen bir olayın fotoğrafı:
- Hoca! Bu resmi feyse atsana. Burdan kurtulunca indiririm.
+ Sen feyste var mısın?
- Varım varım. Depik de Souza diye arat bulursun.
+ Tamam, bek eklerim seni
Adamlar bir yandan işkence edip bir yandan resim çekiyorlar. Hemen kafada plan yaptım. Dedim bunlar asker. "Beyler bu arada cebimde 2 dal sigara var. Birini ağzıma tutun da içeyim." dememle adamlar birbirine girdi. O kargaşada kurtuldum ellerinden. Hastaneye sevk edilen arkadaşı da attım omzuma, vurdum yola. Revir nispeten kolay oluyor da (tabi benim seviyemde bir asker için), hastane yolu çok riskli.
Daha fazlasını da anlatırım ama güvenlik sebebiyle çok ayrıntıya giremiyorum. Bu yazıyı da size helikopterin kumanda panelinden GPS bağlantısı aracılığıyla gönderiyorum.
Rahat rahat uyuyun. Ben bekliyorum, şeyetmeyin...
Şimdi efendim, bildiğiniz (öyle tahmin ediyorum) üzere vatani görevini ifa etmek üzere bir süreliğine aranızdan ayrıldım. Yani ayrıldım derken şey olarak yani...
Askerlikten sonra anı anlatmamaya yemin ettiğim için neler yaptığımı kısaca anlatayım. Şu anda memleketin meteorolojik ve stratejik en zor yeri olan Ankara'da askerliğimi yapmaktan dolayı gururluyum. biraz yorucu oluyor ama memleket savunmasına yaptığım katkının gururu bu yorgunluğu fazlasıyla alıyor. Şu anki rütbem Piyade Çavuş. Görevim ise "Komando Revirci". Bölükte rahatsızlanan askerleri türlü tehlikelerden geçirip revire, gerekirse de hastaneye ulaştırıyorum. Yine böyle bir operasyona hazırlık yaparkenki görüntümü paylaşayım sizle.
Görev çok zor olduğundan fiziksel ve ruhsal olarak sürekli en üst seviyede olmam gerekiyor tabi. Bu sebepten dolayı bu görevi herkese vermiyorlar. Komutanımızın söylediği şu sözler size bunu daha iyi açıklar: "Koray! Al şu kartı, bize aşağıdan iki çay getiriver!". Yok, bunu başka zaman söylemişti. Görevle ilgili söyledikleri "Vay efendim benim gibi asker dünyada sayılıymış. Yok bunu bir Van Damme bir de ben yaparmışım. Yok benim dedemin katırları kimsede yokmuş." Dedim beni övme, bana para ver!Tabi görev türlü riskler içeriyor. En önemlisi hız! Soğuktan boğazları şişmiş veya öksüren bir askerin mümkün olan en yüksek hızdan daha da hızlı bir şekilde revire ulaştırılması gerek. Bu sebepten elimin altına bana tahsis edilmiş bir adet helikopter bulunuyor. Skorsky falan gibi bir ismi vardı, şimdi tam şey yapamadım.
Yine riskli bir görevde başıma gelen bir olayın fotoğrafı:
- Hoca! Bu resmi feyse atsana. Burdan kurtulunca indiririm.+ Sen feyste var mısın?
- Varım varım. Depik de Souza diye arat bulursun.
+ Tamam, bek eklerim seni
Daha fazlasını da anlatırım ama güvenlik sebebiyle çok ayrıntıya giremiyorum. Bu yazıyı da size helikopterin kumanda panelinden GPS bağlantısı aracılığıyla gönderiyorum.
Rahat rahat uyuyun. Ben bekliyorum, şeyetmeyin...
yazan:
depik
etiketler:
adriana lima,
berdan mardini,
japanese high school girls,
skorsky
31 Ocak 2012 Salı
Siz yataklarınızda rahat uyuyun diye...
Vatan evladı Depik gece Ankara ayazında çapraz tutuyor, siz rahat yataklarınızda güven içinde uyuyun diye...
Ben de askerliğini yapmış bir eski vatan evladı olarak, kışlada şafak sayan askerin durumunu da bildiğimden aldım bir paket tatlıyı Depiği kışlasında ziyarete gittim. Ben gittiğimde yeni operasyondan gelmişti, helikopterden atlayarak indi ziyaretçi kulübesine (havada da şarjör değiştirdi o esnada).
Valla askerlik Depiğe yaramış, kilo vermiş Ranbo gibi olmuş. Hemen dedimki buna "oğlum rütbesi burasında olandan kormayacan, şurasında olandan korkacan"... Bir iki kelam daha ettim, nasihat verdim. Ben de askerliğimi dağcı komando olarak yaptım sonuçta, az çok biliyoruz bir şeyler. Neyse, en son da "benimle mi bot bağladın torun şafağın yetmezzz, zoruna gitmesin" diyip çıktım ordan.
Herkese selamı var, 3 aya görüşürüz akıllı olsunlar diyor.
Ben de askerliğini yapmış bir eski vatan evladı olarak, kışlada şafak sayan askerin durumunu da bildiğimden aldım bir paket tatlıyı Depiği kışlasında ziyarete gittim. Ben gittiğimde yeni operasyondan gelmişti, helikopterden atlayarak indi ziyaretçi kulübesine (havada da şarjör değiştirdi o esnada).
Valla askerlik Depiğe yaramış, kilo vermiş Ranbo gibi olmuş. Hemen dedimki buna "oğlum rütbesi burasında olandan kormayacan, şurasında olandan korkacan"... Bir iki kelam daha ettim, nasihat verdim. Ben de askerliğimi dağcı komando olarak yaptım sonuçta, az çok biliyoruz bir şeyler. Neyse, en son da "benimle mi bot bağladın torun şafağın yetmezzz, zoruna gitmesin" diyip çıktım ordan.
Herkese selamı var, 3 aya görüşürüz akıllı olsunlar diyor.
Depik (temsili)
26 Ocak 2012 Perşembe
Arif'in Manchester'a attığı gol. (Sansürsüz!)
Evdekendimiz yine takipçilerinin bir sorununa deva oluyor.
Bu videoyu ararken bambaşka dünyalara gitmenizi, boşuna zaman kaybetmenizi, memelerin, ass'lerin arasında kaybolmanızı asla istemedik istemeyiz de.
İşte bu yüzden; ne zaman ihtiyacınız olursa, ne zaman bu golü hatırlamak isterseniz, bu videoyu burada izleyebilirsiniz.
Evdekendimiz farkıyla; işte karşınızda: Arif'in Manchester'a attığı gol
yazan:
AOE
etiketler:
arif,
Arif'in Manchester'a attığı gol,
Futbol,
norvegian cute girls,
Sporlu
20 Ocak 2012 Cuma
新年快乐。
Önümüzdeki pazartesi günü, yani 23 ocak 2012 itibari ile Çin takvimine göre yeni bir yıl başlamış olacak. Tabi bu onların takvimine göre 2012 değil. Bizdeki hicri takvim misali, onların bu yeni yılları 4710'a tekabül ediyor. Peki bu 4710 nedir derseniz;
Çinlilerin kabul ettiğine göre ilk imparatorları The Yellow King milattan önce 2697 yılında tahta geçmiş. Bu hesaba göre 2012 olmuyor ama orasını ben de anlamadım. Diğer bir hesap "cycle of 60 Stem-Branch" sayma sistemine göre hesaplama şekli ki, buna göre de bu yıl(ejderha yılı) Black Water Dragon yılı oluyor.
Neyse, eğer kendi doğduğunuz yılın çin takvimine göre hangi mahlukata denk geldiğini öğrenmek isterseniz aşağıdaki horoskopa bakabilirsiniz. Bu yılınızın nasıl geçeceği konusunda da aklınızda soru işaretleri varsa yorumunuzu yapın hemen cevaplayalım.

Bu çok ciddi geldiyse, aşağıdaki gevşek haline bakabilirsiniz. Haydi iyi yıllar.

Bu arada yazının başlığı da "iyi yıllar" manasına geliyor. Hani merak eden olur diye dedim.
yazan:
AOE
etiketler:
2012,
4710 lunar year,
Chinese new year,
çinli de var,
çinli olmak,
dragon year
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

