Ne yazayım, ne yazayım diye düşünürken akıma geldi. "Neden en iyi bildiğim şeyi yazmıyorum?" diye sordum kendi kendime. "Harbi lan!" diye de cevapladım kendi kendime. Ben zaten kendi kendime gâh diyaloğa girer, gâh güreşir, gâh sevişirim.
Öngörülen öğrenim süresinde okulu bitirememek olarak tanımlanır, okulu uzatmak dediğimiz hadise. Sündürmek ise bir nesnenin esnekliği kaybolana kadar uzatılmasıdır bir yerde. İşte okulu sündürmek de hayatınızın ve ruh halinizin bir daha eski şekline kavuşamayacak kadar uzatılmasıdır. 4 yıllık bir okulu 5-6 senede bitirirsen okulu uzatmış olursun. Fakat 7 ve 8'e vardı mı, artık sünmüştür o okul. Bıraktığın zaman eski haline dönmez.
En başından başlayayım. ÖSS'den güzel bir puan kapıp tercih aşamasına gelmişiz. O zamana kadar hiç sesini çıkarmayan baba şöyle bir yoklar: "Oğlum hiç tıp yazmayacak mısın?". Oğlunun tercihlerine karışmak istemez ama içinde bir yerlerde hep doktor olsun ister evladını. Devlet memurları arasına %92'dir çocuğunun doktor olmasını isteyenler. Benim ise kendisine cevabım şöyle olmuştur: "Ya baba 6 sene okul mu okunur yeaa". VARAN1
Efendim, afedersiniz, bok varmış gibi mühendislik, en zor olanından, yazılır ve kazanılır. "Ehe İstanbul, mehe karı kız" diye ağız kulaklarda okula başlanır. Bir iki ay sonra dersin birinde en arka sırada dersi alan kocaman adamlar görünür. Buna şaşıran arkadaşa şöyle bir laf edilir: "Oğlum adamlara bak la! Amca olmuşlar hâla birinci sınıf dersi alıyolar" VARAN2
Şimdi efendim böyle ileri geri konuşunca ne olur? Allah taş yapar adamı! 1. sınıf derslerini 6. senede, okulu da 8. senede bitirirsin. Siz siz olun, konuşurken dikkat edin.
Peki tek sebep bu mudur? Kesinlikle değil. Okulu sündürmek adım adım şöyle gerçekleşir. Öncelikle bir sebepten dersle asılmaya başlanır. Derslerden kopan bünye dönem arkadaşlarıyla aynı dersi alamamaya başlar. Onlarla görüşemeyince okula gidesi gelmez. Okula gitmeyince dersler daha da kötüye gider. Daha kötüye gider dediğim öylece kalır işte. Sonra okulun durumu can sıkar. Gece uyku uyuyamazsın. Gece uyuyamadığın için sabah derse gitmezsin. Gitsen de uyukladığın için bir faydası olmaz. Dersleri düzeltemediğin için yine uyuyamazsın. Uyuyamadığın için... İşte dünyanın en zorlu kısır döngüsü budur.
Takriben 5. senede okulu bitiremeyeceğin hissi baş gösterir. Bir yandan da bir şekilde Türk Milli Takımı gibi geri dönüş yapmak niyeti hasıl olur. Bu geri dönüşü bir sene sonra başlatmaya niyetlenilir. 6. senede "haydi bakalım" deyip, olaya başlanır ama çok koptuğun için ancak 7. senede gerçekten ders geçilmeye başlanır. 7. ve 8. senede aldığın gazla okulu bitirirsin. Ha onca sene geçmiş, son dönem rahat bitirilir diye de bir şey yok. Hayvan gibi ders alıp yine zar zor bitirilir.
Bu kadarı bile fazla ama Evde kendimiz geyikliği içerisinde sizlere insanın neler çektiğini anlatmayacağım. Bize uygun kısımlarından biraz bahsedeyim istiyorum.
En eğlenceli vize anıları okulu sündürenlerden gelir. Misal Marmara Üniversitesinde sündürme işlemini gerçekleştiren bir arkadaşın bir anısı:
Sınav kağıtları dağıtılır veHoca: Arkadaşlar! kağıtlara bakın, soracağınız bir şey varsa şimdi sorun. 15 dakika diğer gruba gideceğim. 15 dakika beni bulup soru soramazsınız.
Sündürücü Arkadaş: Hocam sizin söyleyeceğiniz bir şey varsa söyleyin. 15 dakika sonra geldiğinizde beni bulamazsınız!
6. senemin bir finalinde başıma gelen bir olay:
Arkamda oturan salak benden kopya çekmeye çalışmaktadır. Tabii ben bunun farkında değilim. Ben boş kağıtla uzun bir bakışma sonucunda yavaştan kendisinden hoşlanmaya başlamışım. Birden hoca yanımıza gelir.
Hoca: Lan oğlum! Bundan bakmaya niye çalışıyon (beni işaret ediyor)? Ben bu derse başladığımdan beri alıyo bu dersi. (Bana döner)Kaçıncı alışın lan?
Ben: 6 oluyo hocam. Bu sefer boş kağıtla geçecem inşallah.
Hoca: Ben seni çok seviyom, seneye de gel sen. Muhabbetin iyi oluyo. ehehehhehehe
Ben: Ehi ehi ehi? Hocam başımdan gider misiniz? Sınava konsantre olamıyorum
Hoca: 5 senedir konsantre oluyon da noluyo? ehehehehehhe
Ben: Ehiheihieihi. Hocam geçirsene beniHoca. Ehehehehehehheheheehehh
Tabii bu durumun kötü yanları var. Mesela güzel bir kızın yanınıza oturmak için "Oturabilir miyim abi?" demesi gibi. 6 yaş küçüklerle ders almak falan zor şeyler. Fakat bölüm memurlarıyla, hocalarla, kantincilerle, hatta temizlik görevlileriyle falan olan muhabbetler bu olayın az olan güzel yanlarındandır.

(Sündürücülerin yaşam alaın kısıtlıdır. Küresel ısınma yüzünden yaşam alanı daralan sündürücülerin nesli tükenme tehlikesi altında)
Bir sündürücüyü nasıl tanırsınız? Sündürücüler 3. ve 4. sene zaten okulda görünmez. 5. ve 6. senede başı öne eğik ve düşüncelidir. 7. ve 8. senede derslerin biraz toparlanması ve artık kkanıksamışlığın verdiği rahatlıkla gayet neşeli, muhabbet bir şekilde ortalıkta gezinir. Sınıflarda belli bölgelerde oturur. Başka yerlere uyum sağlayamaz. Hocayla göz göze gelmeyi sevmez, yere bakar.
Uzun bir yazı oldu. Sıkıcı da oldu gibi ama olsun. Bir türü genel hatlarıyla tanıdınız ve artık onlardan korkmuyorsunuz. Sevin onları, abi demeyin onlara.